Tanığın mahkemede yeniden dinlenmemesi, her durumda ceza verilmesini engellemez. Ancak mahkûmiyetin tek veya belirleyici dayanağı olan bir beyanı savunmanın sorgulama imkânı yoksa ve bu eksikliği telafi eden yeterli güvenceler sağlanmamışsa adil yargılanma hakkı ihlal edilebilir. Değerlendirme, tanığın neden dinlenmediğine, ifadenin karardaki ağırlığına ve savunmaya sunulan imkânlara göre yapılır.
Anayasa Mahkemesinin 24 Şubat 2026 tarihli, 2020/9807 başvuru numaralı İ.L. kararı bu ayrımı açıklıyor. Karar, 22 Ekim 2026 tarihli ve 33408 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Aynı başvuruda incelenen farklı mahkûmiyetler bakımından farklı sonuçlara ulaşıldı: Bir suç yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine, diğer suç yönünden ise ihlal edildiğine karar verildi.
Bu nedenle karar, “tanık duruşmaya gelmezse dava düşer” veya “eski ifadeyle ceza verilemez” biçiminde okunmamalıdır. Esas mesele, sanığın aleyhindeki anlatımı etkili biçimde tartışabilmesi ve yargılamanın bütün olarak hakkaniyetli yürütülmesidir. İhlal kararı da otomatik beraat anlamına gelmez.
Tanık Sorgulama Hakkı Nedir?
Tanık sorgulama hakkı, sanığın aleyhine kullanılan anlatımın doğruluğunu ve güvenilirliğini sınayabilmesini ifade eder. Bir kişinin mahkemeye bir olay anlatması kadar, savunmanın bu anlatımın eksik veya yanlış taraflarını ortaya koyabilmesi de önemlidir.
Örneğin tanığın olayı hangi mesafeden gördüğü, kişiyi nasıl tanıdığı, anlatımının doğrudan gözleme mi yoksa başkasından duyduklarına mı dayandığı sonucu etkileyebilir. Savunma, olayın tarihi ve yeri bakımından çelişki bulunduğunu düşünüyorsa bunu somut sorularla açıklayabilmelidir. Hakkın amacı tanığı baskı altına almak veya savunmanın istediği cevabı almasını sağlamak değildir.
AYM bu hakkı Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma güvencesi kapsamında değerlendiriyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki iddia tanıklarını sorgulama veya sorgulatma güvencesi de değerlendirmede yer alıyor. Bu iki kaynak, somut usulün yargılamayı hakkaniyetsiz hâle getirip getirmediğinin incelenmesini gerektiriyor.
AYM Kararında “Tanık” Kimleri Kapsıyor?
AYM, tanık kavramını yalnızca duruşma tutanağında sıfatı “tanık” olarak yazılan kişilerle sınırlamıyor. Sanığa isnat edilen olay hakkında bilgi veren kişinin beyanı mahkûmiyette kullanılıyorsa, o beyanın savunma tarafından sınanabilmesi önem kazanıyor.
Bu nedenle mağdur, şikâyetçi veya suçun diğer bir iştirakçisinin anlatımı da tanık sorgulama güvenceleri bakımından değerlendirilebilir. Dosyada kişinin sıfatının farklı yazılmış olması, beyanının mahkûmiyetteki işlevini ortadan kaldırmaz.
Başvuru hazırlanırken ilk adım, hangi kişinin hangi sözünün sanık aleyhine kullanıldığını göstermektir. “Dosyada tanık yok” demek yerine gerekçeli karardaki delil tartışması incelenmelidir. Mahkeme bir mağdur anlatımını belirleyici kabul etmiş olabilir. Savunmanın şikâyeti de kişinin unvanından ziyade bu anlatımın nasıl elde edildiği ve nasıl değerlendirildiği üzerine kurulmalıdır.
22 Ekim’de Yayımlanan İ.L. Kararı Ne Söylüyor?
İ.L. başvurusunda, mahkûmiyetlerde belirleyici ölçüde kullanılan çocuk mağdur beyanlarının duruşmada sorgulanamaması incelendi. AYM, çocukların yeniden örselenmesini önlemeye yönelik tedbirlerin önemini kabul etti. Bunun yanında savunma haklarının da korunması gerektiğini vurguladı.
Başvuruda çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin yargılamalar değerlendirildi. İlk suç bakımından bozma sonrasında ifade alma işleminin video kaydı savunmaya izletilmişti. Dosyadaki diğer güvencelerle birlikte değerlendirildiğinde bu suç yönünden ihlal olmadığı sonucuna varıldı.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise savunmaya yeterli telafi imkânı tanınmadığı belirlendi. AYM, bu mahkûmiyet yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verdi. Aynı dosyada farklı sonuçlara ulaşılması, incelemenin her hüküm ve süreç bakımından ayrı yapılması gerektiğini gösteriyor.
AYM’nin Üç Aşamalı Değerlendirmesi
Kararda üç temel soru öne çıkıyor. Bunlar birbirinden kopuk, yalnızca işaretlenip geçilecek kutular değildir. Her sorunun cevabı, yargılama dosyasındaki belgelerle ilişkilendirilmelidir.
| İnceleme | Sorulacak soru | Önemli belgeler |
|---|---|---|
| Dinlenmeme nedeni | Tanığın duruşmada hazır edilmemesinin geçerli nedeni var mı? | Ara kararlar, çağrı ve araştırma kayıtları, ilgili raporlar |
| Beyanın ağırlığı | Sorgulanamayan anlatım tek veya belirleyici delil mi? | Gerekçeli karar, diğer deliller ve suç bazındaki değerlendirme |
| Telafi imkânı | Savunmanın karşılaştığı güçlük yeterli güvencelerle dengelendi mi? | Görüntü kayıtları, tutanaklar, sorular ve savunma başvuruları |
1. Tanığın Dinlenmemesi İçin Geçerli Neden Var mı?
Mahkeme, tanığı neden duruşmada dinlemediğini açıklamalıdır. Tanığın korunmasını gerektiren özel koşullar bulunabilir. Özellikle çocuklar ve kırılgan mağdurlar bakımından sanıkla doğrudan yüz yüze gelmek yeniden travmaya yol açabilir.
İ.L. kararında AYM, çocuk mağdurların psikolojik durumları gözetilerek sanıkla doğrudan karşılaşacakları duruşma salonunda hazır edilmemelerini geçerli neden yönünden değerlendirdi. Ancak bu kabul, savunmanın bütün soru sorma imkânlarının ortadan kaldırılmasını otomatik olarak haklı kılmadı.
Başka bir dosyada ise tanığın bulunamaması, çağrıya gelmemesi veya uzakta yaşaması tartışılabilir. Bu durumlarda hangi araştırmaların yapıldığı ve alternatif dinleme yöntemlerinin değerlendirilip değerlendirilmediği önem taşır. Bir nedenin dosyada yazılmış olması ile o nedenin yeterli ve somut biçimde açıklanması aynı şey değildir.
2. Beyan Tek veya Belirleyici Delil mi?
Tek delil, sanık aleyhine kullanılan yegâne delili ifade eder. Belirleyici delil ise başka deliller bulunsa bile kararın sonucunu ağırlıklı olarak etkileyen anlatımdır. Dosyada çok sayıda belge bulunması, sorgulanamayan tanık beyanının belirleyici olmadığı anlamına gelmez.
Örneğin bazı belgeler yalnızca soruşturmanın nasıl başladığını gösterebilir. Mahkeme suçun sanık tarafından işlendiği sonucuna esas olarak bir kişinin anlatımıyla ulaşmışsa, dosyadaki diğer evrakın sayısı tek başına yeterli cevap oluşturmaz.
Bu nedenle gerekçeli karardaki delil değerlendirmesini okuyun. Mahkeme hangi olguyu hangi kaynaktan kabul etmiş? Birden fazla suç varsa tanık beyanı her suç için aynı ağırlıkta mı? AYM kararında ayrıca belirleyiciliğin yalnızca suçluluk yönünden değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması bakımından da önem taşıyabileceği açıklanıyor.
3. Savunmaya Hangi Telafi Güvenceleri Sağlandı?
Tanığın doğrudan duruşmaya getirilmemesi hâlinde savunmanın karşılaştığı güçlüğü azaltacak yöntemler değerlendirilir. Adli görüşme odası aracılığıyla soru sorulması, önceki ses ve görüntü kaydının incelenmesi, beyanı doğrulayan başka deliller ve somut itirazların tartışılması bu değerlendirmede önem kazanabilir.
Ancak hiçbir yöntem her dosyada tek başına yeterli kabul edilemez. Bir video kaydının izletilmesi önemli bir güvence olabilir; yine de savunmanın açıklığa kavuşturmak istediği esaslı bir konu cevapsız kalmışsa farklı değerlendirme gerekebilir. AYM de görüntü kaydının izlendiği her davada yeterli güvence sağlandığı sonucuna kategorik olarak ulaşılamayacağını belirtiyor.
Bu nedenle savunma “tanık dinlenmedi” demekle yetinmemelidir. Sorulmak istenen soruların neyi açıklayacağı, kayıtlarda hangi çelişkinin bulunduğu ve mevcut yöntemlerin neden yetersiz kaldığı gösterilmelidir.
Çocuk Mağdur Mutlaka Sanıkla Yüz Yüze Getirilir mi?
Hayır. Tanık sorgulama hakkı, çocuk mağdurun her durumda sanıkla aynı salonda karşılaştırılması gerektiği anlamına gelmez. Mağdurun korunması ile savunma hakkı birlikte değerlendirilmelidir.
İ.L. kararında adli görüşme odaları ve çocuk izlem merkezlerinin işlevleri ele alınıyor. Adli görüşme odası yöntemi, uygun koşullarda soruların uzman aracılığıyla yöneltilmesine ve görüntü aktarımıyla takip yapılmasına imkân sağlayabilir. Böylece mağdurun doğrudan karşılaşmadan korunmasıyla savunmanın anlatımı sınaması birlikte gözetilebilir.
Savunmanın talebi, korunma ihtiyacını yok sayan bir yüzleştirme isteği olarak kurulmak zorunda değildir. Hangi olgunun açıklığa kavuşturulmasının istendiği ve bunun mağduru koruyan usulle nasıl yapılabileceği açıklanabilir. Mağdurun mahremiyetini zedeleyen, aşağılayan veya olayla ilgisiz sorular ise hakkın amacıyla bağdaşmaz.
Çocuk İzlem Merkezi Kaydı ile Adli Görüşme Aynı mı?
İki yapı benzer koruma amaçlarına hizmet etse de aynı işleyişe sahip değildir. AYM, çocuk izlem merkezindeki ifade alma süreci ile adli görüşme odasındaki soru yöneltme imkânlarını ayrı inceliyor.
Bu ayrım özellikle önemlidir: Bir beyanın uzman eşliğinde alınmış ve kayda geçirilmiş olması, savunmanın o kişiye soru sorabildiğini tek başına göstermez. Dosyada hangi aşamada kimlerin hazır bulunduğu, kimin hangi soruyu yöneltebildiği ve kaydın savunmaya ne şekilde sunulduğu belirlenmelidir.
İtirazda kurumun adını yazmak yerine işlem anlatılmalıdır. Kayıt hangi tarihte alınmış, duruşmada izlenmiş mi, tutanağa nasıl geçirilmiş, savunma hangi farklılığı ileri sürmüş? Bu sorulara belge üzerinden cevap verilmesi, genel bir savunma hakkı iddiasından daha açıklayıcıdır.
Video Kaydı İzletilirse Sorun Her Zaman Çözülür mü?
Hayır. Görüntü ve ses kaydı, mahkemeye ve savunmaya tanığın ifade verme biçimini gözlemleme olanağı sunabilir. Bununla birlikte kayıt alınırken sorulmayan esaslı bir sorunun cevabı kayıtta bulunmayabilir.
AYM, İ.L. kararında video kaydını diğer unsurlarla birlikte değerlendirdi. Çocukların cinsel istismarı suçu yönünden kayıt izletilmiş, başka delil ve değerlendirmeler de dikkate alınmıştı. Savunmanın çelişki iddialarını yeterince somutlaştırmaması da değerlendirmede yer aldı.
Bu yüzden kayıt izletildikten sonra itirazınızı ilgili bölümü göstererek somutlaştırın. Yazılı tutanakla görüntü arasında fark ileri sürülüyorsa hangi sözün eksik aktarıldığı veya hangi bağlamın kaybolduğu açıklanmalıdır. Koruma altındaki kayıtların hukuka aykırı kopyalanması veya paylaşılması ise ayrı sorunlar yaratabilir; erişim usulü dosyayı yürüten makamdan öğrenilmelidir.
Sadece Tanık İfadesiyle Mahkûmiyet Kurulabilir mi?
Bu soruya dosyayı görmeden mutlak cevap vermek doğru olmaz. Tanık beyanının delil değeri ile tanık sorgulama hakkı farklı konulardır. Bir anlatımın güvenilir bulunup bulunmadığı, suçun unsurlarını ispatlayıp ispatlamadığı ve savunmaya onu sınama imkânı sunulup sunulmadığı birlikte değerlendirilir.
AYM’nin bu kararı, tanık anlatımlarını delil olmaktan çıkaran genel bir yasak getirmiyor. Mahkûmiyet tek veya belirleyici ölçüde sorgulanamayan ifadeye dayanıyor ve yeterli telafi güvencesi de bulunmuyorsa adil yargılanma sorunu doğabileceğini açıklıyor.
Şikâyet dilekçesi, mağdur anlatımı ve bağımsız tanık ifadesi de her dosyada aynı işleve sahip değildir. Ceza sürecinin genel yapısı için kamu davası nedir? rehberimizi inceleyebilirsiniz. Bu yazının konusu ise belirli bir delilin hangi güvencelerle tartışıldığıdır.
Savunma Talebi Nasıl Somutlaştırılmalı?
Tanığın dinlenmesi talebi, kişinin adı ve “dinlensin” ifadesinden ibaret bırakılmamalıdır. Anlatımın hangi olguya ilişkin olduğu, gerekçeli kararda nasıl kullanılabileceği ve hangi soruların cevaplanmasının gerektiği açıklanabilir.
- Tanığın doğrudan gördüğü olay ile başkasından duyduğu bilgiyi ayırın.
- İlk ifade, sonraki beyan ve diğer deliller arasındaki belirli çelişkiyi gösterin.
- Sorulacak sorunun suçun hangi unsuruyla ilgili olduğunu belirtin.
- Görüntülü kayıt varsa ilgili bölüm ile yazılı tutanağı karşılaştırın.
- Koruma ihtiyacı bulunan kişi için uygun alternatif dinleme yöntemini değerlendirin.
- Talep reddedilirse ara kararın gerekçesini ve tutanak kaydını kontrol edin.
Bu liste bir sonuç garantisi değildir. Amaç, mahkemenin savunma talebini neden önemli gördüğünüzü anlayabilmesidir. Karşı tarafın ifadesinin yanlış olduğunu tekrarlamak, yanlışlığın nerede bulunduğunu gösteren belge ve soruların yerini tutmaz.
Tanık Dinlenmesi Talebi Reddedilirse Ne Yapılır?
Öncelikle talebinizin ve ret gerekçesinin duruşma tutanağına doğru geçtiğini kontrol edin. Tanığın neden önemli olduğu açıklanmamışsa bu eksiklik uygun aşamada giderilebilir. İtiraz, hem somut delil değerlendirmesine hem de savunmanın karşılaştığı güçlüğe dayanmalıdır.
Karar verildiğinde hangi kanun yolunun açık olduğu ayrıca belirlenir. İstinaf veya temyiz başvurusunda hangi tanığın hangi nedenle sorgulanamadığı, beyanın hükümdeki ağırlığı ve sunulan güvencelerin neden yetersiz olduğu anlatılmalıdır. Her mahkûmiyet için aynı kanun yolu açık olmayabilir.
Bu rehber, bütün dosyalar için ortak bir başvuru süresi vermiyor. Kararın türü, tebliğ veya öğrenme kayıtları, açık kanun yolu ve özel hükümler birlikte incelenmelidir. Resmî Gazete’de yeni bir AYM kararının yayımlanması, geçmiş dosyalarda kaçırılan bütün süreleri yeniden başlatmaz.
Kesinleşmiş Dosyada AYM Kararı Nasıl Kullanılır?
Başka bir kişi hakkında verilen AYM kararı, kesinleşmiş mahkûmiyeti kendiliğinden kaldırmaz. Benzer ilkelerden yararlanılabilir; ancak kişinin kendi dosyasındaki başvuru yolu ve kabul edilebilirlik koşulları korunmalıdır.
İ.L. kararında yeniden yargılama, ihlal saptanan suç bakımından başvurucunun dosyası için öngörüldü. Başka bir sanığın “aynı konuya benziyor” diyerek doğrudan beraat istemesi yeterli değildir. Önce hükmün kesinleşme durumu, kullanılan başvuru yolları ve ihlal iddiasının önceki aşamalarda ileri sürülüp sürülmediği incelenir.
Bireysel başvuru, olağan yargılama yollarının yerine geçen ilk inceleme yolu değildir. AYM’nin yaptığı anayasal denetim ile ceza mahkemesinin delilleri değerlendirerek suçluluk hakkında karar vermesi birbirinden ayrılır. Bu ayrım, başvurunun amacını ve istenen giderimi doğru kurmak açısından önemlidir.
İhlal Kararı Beraat veya Tahliye Demek mi?
Hayır. AYM, İ.L. kararında ihlal tespitinin davanın sonucuna ilişkin bir tutum anlamına gelmediğini açıkça belirtiyor. Yeniden yargılamada mahkemenin görevi, ihlale yol açan eksikliği gidermek ve uygun usulle yeni karar vermektir.
Delillerin birbirleriyle ilişkisini kurmak ve suçun ispatlanıp ispatlanmadığını değerlendirmek ilgili mahkemeye aittir. Yeniden yargılama sonunda hangi kararın verileceği, giderilen eksikliğe ve dosyanın bütününe bağlıdır. İhlal kararı tek başına her dosyada aynı tahliye veya beraat sonucunu yaratmaz.
Ayrıca tanık sorgulama hakkı, tanığın duruşmadaki sözünün önceki ifadeden mutlaka üstün tutulmasını gerektirmez. Savunmaya sorgulama fırsatı sağlanmışsa hangi beyana neden inanıldığı mahkemenin gerekçeli değerlendirmesine tabidir. Çelişki varsa mahkeme bunu tartışmalıdır.
Dosya İncelemesi İçin Hangi Belgeler Hazırlanmalı?
- İddianame ve suç bazında isnat özeti,
- Tanık, mağdur veya şikâyetçi ifade tutanakları,
- Duruşma tutanakları ve ilgili ara kararlar,
- Tanık dinleme talepleri ve verilen cevaplar,
- Varsa görüntü kaydının izlenmesine ilişkin tutanaklar,
- Gerekçeli mahkûmiyet kararı,
- İstinaf ve temyiz dilekçeleri ile sonuç kararları,
- Tebliğ, öğrenme ve kesinleşme kayıtları.
Bu nedenle belgeleri tarih sırasına koyun. Her suç bakımından beyanın işlevini ayrı gösterin. Savunma stratejisi, yalnızca dosyanın hacmine değil delilin işlevine dayanır. Genel hukuki çalışma kapsamı için ceza hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Soruşturma henüz devam ediyorsa ifade aşamasıyla duruşma aşaması karıştırılmamalıdır. Bu aşamadaki temel kavramlar için ifadeye çağrılmak ne anlama gelir? yazımızı inceleyebilirsiniz. Tanık sorgulama hakkı iddiası ise yargılamadaki somut süreç ve deliller üzerinden kurulmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Tanık duruşmaya gelmediğinde dava düşer mi?
Hayır. Gelmemenin nedeni, beyanın hükümdeki ağırlığı ve savunmaya sunulan imkânlar incelenir. Gelmeme tek başına davanın düşmesi sebebi değildir.
Mağdur da tanık sorgulama hakkı kapsamında değerlendirilir mi?
Evet. AYM tanık kavramını geniş yorumlar. Sanık aleyhine bilgi veren mağdur veya şikâyetçinin beyanı da bu güvenceler bakımından incelenebilir.
Çocuk mağdurun korunması savunma hakkını tamamen kaldırır mı?
Hayır. Çocuğun korunması ile savunmanın anlatımı sınaması arasında denge kurulmalıdır. Uygun özel ortam ve uzman aracılığı gibi yöntemler bu amaçla değerlendirilebilir.
Kaydın izletilmesi her zaman yeterli mi?
Hayır. Kayıt, diğer güvencelerle birlikte somut olayda değerlendirilir. AYM kararında aynı dosyada farklı suçlar için farklı sonuçlara varılması bunun bir örneğidir.
AYM bütün mahkûmiyetleri bozdu mu?
Hayır. İ.L. kararında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ihlal saptandı. Çocukların cinsel istismarı suçu yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verildi.
Yeni karar yayımlandı diye eski başvuru sürem yeniden başlar mı?
Yayımlanma, başka kişilerin dosyalarındaki süreleri kendiliğinden yenilemez. Kullanılabilecek yol, nihai karar ve öğrenme tarihleri üzerinden ayrıca incelenmelidir.
Sonuç
Tanığın mahkemede dinlenmemesi tek başına yeterli bir sonuç ölçütü değildir. Savunmanın o anlatımı sorgulayabilmesi, beyanın hükümdeki ağırlığı ve sunulan telafi güvenceleri birlikte değerlendirilir. Bu nedenle etkili bir itiraz, somut çelişkiyi, sorulmak istenen soruyu ve cevapsız kalan esaslı olguyu göstermelidir.
22 Ekim’de yayımlanan İ.L. kararı bu incelemenin dosya ve suç bazında yapılması gerektiğini gösteriyor. Kararı kullanırken hüküm sonucu ile genel ilkeler, çoğunluk gerekçesi ile karşıoy ve ihlal tespiti ile beraat birbirinden ayrılmalıdır.
Resmî Kaynak
AYM Genel Kurulu, İ.L. başvurusu, B. No: 2020/9807, karar tarihi 24 Şubat 2026 — Resmî Gazete, 22 Ekim 2026, sayı 33408. Özellikle 72–76, 87–94, 99–117. paragraflar ve hüküm bölümü esas alınmıştır.

Bir yanıt yazın