2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8. maddesi kapsamında geçerli bir satın alma anlaşması yapılarak taşınmaz edinilmişse, yalnızca bedeli sonradan düşük bulduğunuz için kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davası açılması kanunla engellenmiştir. Ancak imzaladığınız belge sadece görüşmeye katılımı, tebligatı veya anlaşmazlığı kaydediyorsa aynı sonuç doğmaz. Sahte imza, temsil yetkisinin bulunmaması, esaslı yanılma, aldatma veya korkutma gibi ayrı bir hukuki sorun ileri sürülüyorsa belgenin geçerliliği ayrıca incelenebilir. Bunlar kendiliğinden bedel artışı sağlayan istisnalar değildir; somut olay, kanıtlar ve uygulanacak süreler belirleyicidir.
Özellikle şu noktayı gözden kaçırmamak gerekir: Güncel düzenlemede 8. madde anlaşma tutanağı, malikin ferağ beyanı ve idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılır. Bu nedenle “Tapuya ayrıca gitmedim, imza beni bağlamaz” düşüncesi güvenli değildir. İmza attıktan sonra yapılacak ilk iş, başka parsellerin daha yüksek bedelle alındığını araştırmadan önce imzalanan tutanağın eksiksiz örneğini ve işlem dosyasını edinmektir. Resmî düzenlemeler ve kaynak açıklaması yazının sonunda yer almaktadır.
Önce belgenin başlığına değil, içeriğine bakın
İdarelerin hazırladığı evraklarda “uzlaşma”, “pazarlık”, “görüşme” ve “kabul” sözcükleri farklı amaçlarla kullanılabilir. Bir evrakın üstünde uzlaşma tutanağı yazması, tek başına kesin bir anlaşma kurulduğunu göstermez. Aynı şekilde, sıradan bir görüşme formunun son bölümünde satış bedeli ve tescile açık kabul bulunması, evrakın hukuki önemini artırabilir. Belgenin hangi kanun maddesine dayanılarak düzenlendiği, hangi taşınmazı kapsadığı ve tarafların neyi kabul ettiği birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin komisyon toplantısına geldiğinizi gösteren yoklama satırını imzalamış olabilirsiniz. Bu imza ile belirli bir bedel karşılığında taşınmazın idareye geçmesini kabul ettiğiniz imza aynı değildir. Komisyonun teklifini reddettiğinizi yazan bir tutanak da anlaşma tutanağı olarak adlandırılmış olabilir. Belgenin tamamı görülmeden yalnızca son sayfadaki imzaya bakılarak “itiraz hakkınız bitti” veya “hiçbir şey olmaz” denilmesi doğru olmaz.
| Belge veya aşama | Neyi gösterir? | Bedel bakımından temel değerlendirme |
|---|---|---|
| 8. madde görüşmesine davet yazısı | İdarenin pazarlıkla satın alma veya trampa isteği | Davetin alınması, bedelin kabul edildiği anlamına gelmez. |
| Katılım veya anlaşmazlık tutanağı | Görüşmeye katılma, teklifin bildirilmesi ya da anlaşma sağlanmaması | Satış ve tescil kabulü yoksa sırf katılım imzası satın alma anlaşmasına eşit değildir. |
| 8. madde anlaşma tutanağı | Taşınmazın özellikleri, bedel, kimlik ve tescil veya terkin kabulü | Geçerli satın alma ile edinimde kamulaştırmaya veya bedeline itiraz davası yasağı vardır. |
| 10. madde davasında bilirkişi raporu | Mahkeme için yapılan değerleme | Rapora yönelik somut itirazlar yargılama içinde ileri sürülür; bu bir satın alma tutanağı değildir. |
| 10. madde duruşmasında bedel anlaşması | Mahkeme önünde tarafların bedelde uzlaşması | Hâkim anlaşılmış bedeli esas alabilir. Yargısal belge ve karar ayrıca incelenmelidir. |
| Başka bir sulh, protokol veya el atma anlaşması | Farklı bir uyuşmazlığın çözümü | 8. maddenin sonuçları otomatik uygulanmaz; protokolün dayanağı ve kapsamı araştırılır. |
8. madde satın alma usulü neden bağlayıcıdır?
Tapuda kayıtlı taşınmazlarda satın alma usulünün öncelikle uygulanması esastır. İdare, kıymet takdir komisyonu ile tahmini bedeli belirler; ayrıca pazarlık ve trampa görüşmelerini yürüten uzlaşma komisyonunu oluşturur. Bu aşamada idarenin tahmini bedeli ile mahkemenin yargılama sonucunda belirleyebileceği bedel birbirinden ayrıdır. Komisyonun teklif ettiği tutarın her dosyada gerçek değere eşit olduğu veya mahkemede mutlaka artırılacağı söylenemez.
Kanunun öngördüğü anlaşma belgesinde taşınmazın hukuki ve fiili özellikleri, kamulaştırma bedeli, malikin kimlik bilgileri ve tapuda tescil veya terkine ilişkin kabul beyanları bulunur. Malik veya yetkili temsilcisi ile komisyon üyeleri imza atar. Düzenleme bu tutanağa sadece toplantının yapıldığını kanıtlama işlevi vermemiştir; tutanak taşınmazın idareye geçirilmesine yönelik irade açıklamasını da içerir. 6745 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle yapılan değişiklik bu sonuç açısından özellikle önemlidir.
Bu usulle satın alınan veya trampa edilen taşınmaz, kaynak ya da irtifak hakkı kamulaştırma yoluyla alınmış sayılır. Kanunda bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline itiraz davalarının açılamayacağı belirtilir. Dolayısıyla geçerli bir anlaşmayı, pazarlık aşamasında reddedilmiş bir teklif gibi ele almak mümkün değildir. İdarenin işlemi hangi aşamada tamamladığı ve tutanağın kanuni şartları sağlayıp sağlamadığı dosyadan belirlenir. İmza sonrası değerlendirme, genel bir “bedel düşükse dava açılır” cümlesiyle yürütülemez.
2016 öncesi metinlere dayanılarak hazırlanan bazı açıklamalarda ayrıca tapuda ferağ verme aşaması vurgulanır. Güncel kuralda tutanağın ferağ sayılması ve resen tescil olanağı bulunduğundan, eski açıklamalar bugünkü bir tutanağa aynen uygulanmamalıdır. İşlemin tarihi eskiyse o tarihte yürürlükte olan metnin ayrıca incelenmesi gerekir. Yeni tarihli bir imzanın sonuçlarını eski uygulama üzerinden yorumlamak, malik açısından ciddi bir yanlış değerlendirme oluşturabilir.
Komşu daha yüksek bedel aldıysa anlaşma yeniden açılır mı?
Komşu parsel için daha yüksek tutar teklif edildiğini öğrenmek, mevcut anlaşmayı tek başına geçersiz yapmaz. Parsellerin imar durumu, yüzölçümü, yapı varlığı, kamulaştırılan alanı, değerleme tarihi ve kalan kısma etkisi farklı olabilir. Ayrıca duyulan miktar toplam bedel olabilir; sizin tutanağınızdaki miktar yalnızca payınıza veya bir irtifak hakkına ilişkin olabilir. Karşılaştırma yapılacaksa önce aynı tür hakların ve aynı kapsamın karşılaştırıldığından emin olunmalıdır.
Sonradan emsal satış bulmak da aynı ayrımı gerektirir. İmza öncesinde veya anlaşma sağlanamamış bir 10. madde yargılamasında emsal verileri bedel tartışmasının önemli parçalarıdır. Fakat geçerli satın alma anlaşmasından sonra daha iyi bir pazarlık yapılabileceğini düşünmek, yeni bir değerleme davası açma hakkını kendiliğinden oluşturmaz. Burada araştırılacak soru yalnızca taşınmazın değeri değil, anlaşmanın hukuken geçerli biçimde kurulup kurulmadığıdır.
Varsayımsal olarak, bir malik kendi payı için belirli bir tutarı kabul etmiş, daha sonra tüm parsel için ödenen toplam tutarı duyup eksik ödeme yapıldığını düşünmüş olabilir. Böyle bir dosyada sorun anlaşmanın iptali değil, pay ve toplam tutarın yanlış karşılaştırılması olabilir. Başka bir dosyada ise tutanakta yalnızca yol için ayrılan alan yer alırken proje daha geniş bir alanı fiilen kullanmış olabilir. İkinci olayda anlaşmanın dışında kalan müdahalenin varlığı ayrıca araştırılır. Bu iki duruma aynı dava yolu ve aynı talep uygun değildir.
İmzanın geçerliliği hangi durumlarda ayrıca incelenir?
Bedelin düşük olması ile anlaşmanın geçersizliği farklı iddialardır. Birinci iddia taşınmazın ekonomik değerine yöneliktir. İkinci iddia ise iradenin, yetkinin, imzanın veya işlemin kuruluş koşullarının hukuken sorunlu olduğunu ileri sürer. Geçerlilik tartışması, dava yasağını aşmak için sonradan eklenen genel ifadelerle değil, olayın ayrıntıları ve delillerle temellendirilmelidir. Bir iddiaya isim vermek, o iddianın şartlarının oluştuğunu kanıtlamaz.
Esaslı yanılma, aldatma ve korkutma
Türk Borçlar Kanunu irade bozukluklarına ilişkin hükümler içerir. Ancak bir kamulaştırma tutanağında bu hükümlerin hangi talep üzerinden ve ne şekilde uygulanabileceği somut hukuki değerlendirme gerektirir. “Belgeyi okumadım” demek her durumda esaslı yanılma anlamına gelmez. “Satış kabulü içermediği söylendi, oysa farklı bir metin imzalatıldı” iddiası ise açıklamaların kim tarafından, nasıl yapıldığı ve bunların kanıtlanabilirliği bakımından ayrı incelenir.
Korkutma iddiasında da sıradan pazarlık baskısı ile kanunun aradığı ağır koşullar aynı değildir. İdarenin anlaşma olmazsa kanuni kamulaştırma sürecinin devam edeceğini bildirmesi, tek başına hukuka aykırı tehdit veya tutanağın hükümsüzlüğü kabul edilemez. Kişinin içinde bulunduğu durumdan aşırı menfaat elde edilmesi, tehdidin içeriği ve irade üzerindeki etkisi gibi unsurlar araştırılır. Bu nedenle “İmzalamazsanız dava açılır dediler” açıklaması, inceleme yapılmadan kesin iptal gerekçesine dönüştürülmemelidir.
6098 sayılı Kanun’un resmî kabul metnindeki 39. madde, yanılma veya aldatmanın öğrenilmesi ya da korkutmanın etkisinin kalkmasıyla bağlantılı bir yıllık süre ve onama sonucu düzenler. Bu bilgi, her tutanak için “imzadan itibaren bir yılınız var” şeklinde okunmamalıdır. İddianın hukuki niteliği, başlangıç olayı, bildirimin içeriği ve somut uyuşmazlığa uygulanması ayrıca kontrol edilmelidir. İmza ve öğrenme tarihlerini saklamak bu nedenle önemlidir.
Sahte imza ve temsil yetkisi
İmzanın malike ait olmadığı iddiası ile malikin attığı imzadan pişman olması birbirinden tamamen farklıdır. İmza inkârında asıl evrak, imza örnekleri ve gerekiyorsa teknik inceleme gündeme gelebilir. Fotokopi üzerinden kesin sonuç vermek yerine, belgenin aslına ulaşılması gerekir. İdare dosyası ile malike verilen örnek arasında farklılık varsa, hangi nüshanın ne zaman oluşturulduğu da araştırılmalıdır.
Bir yakının veya vekilin imza atması halinde temsil belgesinin kapsamı belirleyicidir. Vekâletnamenin varlığı, ilgili işlemi yapma yetkisinin tartışmasız bulunduğu anlamına gelmez. Taşınmazı devretme, bedelde anlaşma ve mahkeme içinde sulh olma gibi işlemler için yetkinin kapsamı ayrı ayrı kontrol edilir. Buna karşılık yetkisiz olduğu düşünülen bir işlem sonradan benimsenmiş olabilir; ödeme ve sonraki davranışların etkisi de incelenir. Temsil sorunu bulunduğu varsayımıyla, incelemeden “tutanak yok hükmündedir” denilmemelidir.
Bedel ödenmediyse veya tapu devri yapılmadıysa ne olur?
Güncel 8. madde düzenlemesi, tutanağın düzenlenmesinden itibaren en geç kırk beş gün içinde bedelin hazırlanması ve anlaşma tutanağı ile ilgili idare yazısına dayanılarak tapuda resen tescil veya terkin yapılmasını öngörür. Ödeme, bu tescil veya terkin sonrasında gerçekleştirilir. Kanuni işlem sırası ile dosyada gerçekte yapılan işlemler karşılaştırılmalıdır. Tutanağın tarihini, tapu kaydındaki değişikliği ve banka hareketini ayrı ayrı belirlemek gerekir.
Bu kırk beş gün, malike tanınmış genel bir bedel itiraz süresi değildir. Sürenin geçmesi de tutanağın kendiliğinden ortadan kalktığı veya yeniden piyasa bedeli istenebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Ödeme yapılmaması, eksik ödeme ve gecikme ayrı talepler doğurabilecek meselelerdir. Bunların hukuki dayanağı, idarenin ifa durumu ve uyuşmazlığın aşaması belirlenerek değerlendirilir. Gecikme nedeniyle hangi faiz veya hukuki yolun uygulanacağı belge görülmeden kesinleştirilemez.
Örneğin tutanakta kabul edilen tutarın tamamı ödenmemişse, ilk inceleme anlaşılmış bedelin ödenip ödenmediğine yönelir. Bu talep, kabul edilen bedelin düşük bulunduğu gerekçesiyle artırılmasından farklıdır. Bankada görünen miktarın neden farklı olduğunu anlamak için pay dağılımı, hak sahipleri ve hukuki kesinti iddiaları kontrol edilmelidir. İdareden ödeme hesabının yazılı açıklaması istenmesi, uyuşmazlığın gerçek nedenini ortaya çıkarabilir. Başvuru yapıldı diye dava veya başka işlem sürelerinin durduğu varsayılmamalıdır.
10. madde davasında itiraz neden farklıdır?
Satın alma yoluyla kamulaştırma gerçekleştirilemezse idare, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil istemiyle başvurur. Bu yol, malikin her düşük teklifte ayrıca eski sistemdeki bedel artırım davasını açması gerektiği şeklinde anlatılmamalıdır. İdarenin başvurusu ile yürütülen mevcut davada malik, taşınmazın özelliklerini, delillerini ve değerleme itirazlarını mahkemeye sunar. Basın İlan Kurumunun yayımladığı resmî kanun bölümü satın alma yapılamaması ile yargısal tespit arasındaki geçişi göstermektedir.
Bilirkişi raporuna itiraz, pazarlık tutanağının iptalini istemek değildir. Raporda yanlış alan kullanılması, yapının değerlendirilmemesi veya emsal karşılaştırmasının açıklanmaması gibi sorunlar, ilgili yargılamada somut biçimde ortaya konulur. Mahkeme kararına yönelik kanun yolu ise rapora itirazdan ayrı bir aşamadır. Kararın tebliği ve kanun yolu koşulları incelenerek işlem yapılır; tüm aşamalara uygulanacak tek bir “otuz günlük bedel itirazı” kabul edilmez.
Mahkeme önünde tarafların bedelde anlaşması ayrıca önem taşır. Kanun, hâkimin anlaşılmış bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul etmesini öngörür. Dolayısıyla “Artık mahkemedeyiz, verdiğim her kabul beyanını sonra değiştiririm” yaklaşımı da güvenli değildir. Duruşma tutanağında ne söylendiği, vekilin yetkisi, anlaşmanın kapsamı ve verilen karar birlikte değerlendirilmelidir. Mahkeme huzurundaki anlaşma ile komisyonun düzenlediği 8. madde tutanağının usulü aynı değildir.
Kamulaştırma işleminin iptali de bedel hesabından ayrı bir uyuşmazlıktır. Tebligatın türü ve ilgili özel düzenleme araştırılmadan, görüşme davetinin alınmasıyla bütün dava sürelerinin başladığı söylenemez. Mahkeme davetiyesi geldiyse ekleri ve açıklamaları derhal kontrol edilmelidir. Aynı dosyada hem idari işlemin hukuka uygunluğu hem de bedel gündeme gelebilir; ancak bunların görevli yargı yeri ve usulü birbirine karıştırılmamalıdır.
Tutanak yalnızca bir payı veya alanı kapsıyorsa
Bir paydaşın imzası, diğer paydaşların da aynı bedeli kabul ettiği anlamına gelmez. Kimin hangi pay için yetkiyle imza attığı belirlenmelidir. Miras ortaklığı veya temsil ilişkisi varsa yalnızca isim listesinden sonuç çıkarılmaz; mülkiyet biçimi ve temsil belgeleri birlikte okunur. Bedel de bazen metrekare birim fiyatı, bazen imza sahibinin payı için toplam miktar olarak gösterilir. Bu ayrım hesaplamada önemli fark yaratır.
Kısmi kamulaştırmada anlaşmanın hangi alanı ve hangi hakları içerdiği ayrıca kontrol edilir. Tutanakta yalnızca alınan bölümün bedeli mi yazılıdır, kalan kısmın kullanımındaki etkiler hakkında da bir anlaşma var mıdır? İrtifak kuruluyorsa mülkiyetin tamamının devri ile aynı sonuç varsayılamaz. Tapu ve proje haritası arasındaki farklar teknik inceleme gerektirebilir. Bununla birlikte her eksik ayrıntı, bedelin tamamını yeniden belirletme imkânı doğurmaz.
Anlaşma dışındaki zarar iddiası, hangi olayın anlaşmada kapsanmadığını açıkça göstermelidir. Proje nedeniyle sonradan oluştuğu ileri sürülen müdahale, mevcut anlaşmanın kapsamına giren bir unsurdan farklı olabilir. Fakat bütün zararların dışarıda kaldığını varsaymak da doğru değildir. Tutanaktaki geniş kapsamlı kabul ve ibra ifadeleri değerlendirilir; bunların hukuken geçerli kapsamı ayrıca tartışılır. Önce anlaşmanın haritası ve metni, sonra ileri sürülen yeni olay karşılaştırılmalıdır.
İmza sonrası belge kontrol listesi
Somut bir incelemenin başlayabilmesi için belge dosyasını şu sırayla hazırlayabilirsiniz. Amaç yalnızca bir dilekçe yazmak değil, sorunun düşük teklif, geçerlilik, ödeme veya kapsam uyuşmazlığından hangisi olduğunu belirlemektir:
- Tutanağın tamamını alın: Her sayfa, ek, el yazısı açıklama ve karşı taraf imzası görünür olsun. Sadece imza bölümünün fotoğrafıyla yetinmeyin.
- Tarihleri çıkarın: Davet tebliği, toplantı, imza, öğrenme, ödeme ve tescil günlerini ayrı kaydedin.
- Taşınmazı eşleştirin: Ada, parsel, alan, pay ve hak türünü güncel ve işlem tarihindeki kayıtlarla karşılaştırın.
- Temsili kontrol edin: İmza atan malik değilse vekâletnameyi veya diğer temsil belgelerini ekleyin.
- Ödemeyi belgelendirin: Banka dekontu, ödeme yazısı ve hesap dökümünü tutanaktaki miktarla karşılaştırın.
- İddianızı somutlaştırın: Neyi yanlış öğrendiğinizi, hangi açıklamanın yapıldığını ve kimlerin bulunduğunu tarih sırasıyla yazın.
- Delilleri koruyun: Yazışmaları özgün biçimde saklayın; hukuka uygun elde edilmiş kayıt ve tanık bilgilerini ayırın.
- Mahkeme evrakını ekleyin: Dava açılmışsa davetiye, rapor, duruşma tutanağı ve kararı dosyaya koyun.
- Talebinizi belirleyin: Anlaşılmış paranın ödenmesini mi, geçersizliğin değerlendirilmesini mi, anlaşma dışı bir müdahalenin giderilmesini mi istiyorsunuz?
Belgeler incelendikten sonra hukuki yol, görevli merci ve süreler belirlenebilir. Genel içerikte verilen bir ihtimal, bireysel dosyada dava açılabileceğine ilişkin kesin görüş değildir. Özellikle süreye bağlı iddialarda, evrakı toplamayı tamamlamak için başvuru hazırlığını ertelemek yerine mevcut belgelerle ilk değerlendirmeyi yapmak gerekir. Eksik belgeler ayrıca tamamlanabilir; fakat kaçırılan süre her zaman telafi edilemez.
Sık sorulan sorular
1. Uzlaşma toplantısında imza attım; mutlaka bedeli kabul etmiş mi sayılırım?
Hayır. Katılım, tebliğ alma ve anlaşmazlık kayıtları ile satış bedeli ve tescil kabulünü içeren anlaşma tutanağı ayrılmalıdır. İmza hangi beyanın altında yer alıyorsa belge bütünüyle o kapsamda değerlendirilir. Başlığa bakılarak kesin sonuç çıkarılmaz.
2. Tutanağı imzaladım ama tapuya gitmedim; anlaşmadan dönebilir miyim?
Tapuya ayrıca gitmemiş olmanız tek başına yeterli değildir. Güncel 8. madde tutanağı ferağ beyanı ve tescilin hukuki sebebi sayar; resen tescil veya terkin düzenlenmiştir. İşlem tarihi, belge içeriği ve tescil aşaması birlikte incelenmelidir.
3. Haklarımı saklı tuttuğumu yazmak bedel artırımını garanti eder mi?
Hayır. Yazılan kaydın kabul beyanıyla ilişkisi, gerçek bir anlaşma kurulup kurulmadığı ve kanuni dava yasağı değerlendirilir. Geçerli 8. madde satın almasındaki kanuni sonuç, tek taraflı bir notla kendiliğinden ortadan kalkmış sayılmaz. Böyle bir kayıt yazılmadan önce metnin bütün etkileri anlaşılmalıdır.
4. Kırk beş gün geçti ve para ödenmedi; bedel yeniden hesaplanır mı?
Sürenin geçmesi kendiliğinden yeniden değerleme hakkı oluşturmaz. Ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi, gecikmenin etkileri ve varsa anlaşmanın geçerliliğine ilişkin ayrı sorunlar araştırılır. Anlaşılmış bedelin tahsili ile bedelin artırılması farklı taleplerdir.
5. İmzayı baskı altında attığımı söylersem tutanak iptal olur mu?
Sadece bu açıklama yeterli değildir. Baskının niteliği, hukuken korkutma koşullarını karşılayıp karşılamadığı, deliller, süreler ve sonraki davranışlar incelenir. Kanuni kamulaştırma yoluna başvurulacağının bildirilmesi her durumda hukuka aykırı korkutma olarak kabul edilmez.
İlgili Azim Hukuk içerikleri
Genel dava yapısına ilişkin mevcut içerik için Kamulaştırma bedeli tespit ve tescil davası sayfasına bakabilirsiniz. Hızlı el koyma aşaması hakkında ise Acele kamulaştırma yazısı bulunmaktadır. Bu bağlantılar farklı arama niyetlerine ilişkindir; imzalanmış bir 8. madde tutanağının sonucu bu yazıda açıklanan özel ayrımlarla değerlendirilmelidir.
Resmî kaynaklar ve kontrol notu
- TBMM: 4650 sayılı Kanun kabul metni — 2942 sayılı Kanun’un satın alma ve yargısal bedel tespiti yapısını değiştiren düzenleme; 8. maddedeki satın alma sonrası itiraz yasağı. Tarihsel metin, sonraki değişikliklerle birlikte okunmuştur.
- TBMM: 6745 sayılı Kanun, madde 31 — Anlaşma tutanağının ferağ sayılması, tescil sebebi ve resen tescil/terkin düzenlemesi.
- Basın İlan Kurumu: Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine ilişkin metin — Satın alma yapılamaması üzerine idarenin mahkemeye başvurusu ve mahkeme huzurunda bedel anlaşması. Yayımın bütün kanunu içermediği ve bazı usul hükümlerinin sonraki değişiklikler bakımından ayrıca kontrol gerektirdiği dikkate alınmıştır.
- TBMM: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Yanılma, aldatma, korkutma, onama ve temsil hükümlerinin resmî kabul metni.
- Mevzuat Bilgi Sistemi: 2942 sayılı Kanun — Güncel birleştirilmiş metin için resmî başvuru bağlantısı. Kaynak kontrolünde bu dosyanın tam metnine erişilemediğinden temel kurallar TBMM’deki resmî değişiklik metinleriyle karşılaştırılmıştır.
Kaynaklar 4 Ekim 2026 tarihinde kontrol edilmiştir. Yazıda belirli bir yargı kararının bütün benzer tutanaklara uygulanacağı iddia edilmemiştir. Bilgiler genel açıklama niteliğindedir; somut tutanağın geçerliliği, uygulanacak hukuk ve süreler işlem dosyası üzerinden belirlenmelidir.

Bir yanıt yazın