İşveren Şirketi Kapattı: Maaş ve Tazminatımı Kimden İsterim?

·

·

Şirketin işyerini kapatması, maaş ve tazminat borçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşveren limited veya anonim şirketse talep, kural olarak o şirket tüzel kişiliğine yöneltilir. Ancak fiilî kapanma, tasfiye, sicilden silinme, iflas ve konkordato farklı işlemler gerektirir. Şirket ortağı veya müdürü, yalnızca bu sıfatı nedeniyle bütün işçilik borçlarının kişisel borçlusu sayılmaz.

Kapıda kilit görmek, muhasebeye ulaşamamak veya yöneticinin “şirket kapandı” demesi, şirketin hukuki durumunu açıklamak için yeterli değildir. İşçi açısından ilk adım, işverenin kimliğini ve ticaret sicilindeki durumunu belirlemektir. Ardından çalışma ve fesih belgeleriyle alacak hesabı hazırlanır. Böylece talep yanlış kişiye yöneltilmeden uygun başvuru yolu seçilebilir.

Bu rehber, Türkiye’deki özel hukuk iş ilişkilerinde şirket kapanınca işçilik alacağı için yapılacak ilk kontrolleri ele alır. Kapanma gerekçesi, şirket türü, iş sözleşmesinin nasıl sona erdiği ve mevcut mahkeme kararları sonucu değiştirebilir. Alacağın varlığının tespiti ile paranın gerçekten tahsil edilmesi de ayrı aşamalardır.

Şirket gerçekten kapandı mı? Önce beş farklı durumu ayırın

Günlük dilde aynı kelimeyle anlatılan kapanmalar, hukukta farklı sonuçlar doğurur. Şirket yalnızca belirli bir şubeyi boşaltmış olabilir. Vergi kaydında bir değişiklik yapılmış fakat ticaret sicilinde şirket varlığını sürdürüyor olabilir. Tasfiye başlamışsa borçların ve malvarlığının tasfiye amacıyla ele alınması söz konusudur. Sicilden terkin ise temsil ve taraf ehliyeti bakımından ayrıca incelenmelidir.

İflas veya konkordato iddiası da ilgili mahkeme kararı üzerinden doğrulanmalıdır. Bir işverenin borçlarını ödeyememesi, tek başına iflasın açıldığı anlamına gelmez. Benzer şekilde konkordato başvurusundan söz edilmesi ile mühlet kararı verilmesi aynı değildir. Kararın tarihi, kapsamı ve sonraki kararlar kontrol edilmelidir.

Görünen durum Ne doğrulanmalı? İlk hukuki değerlendirme
İşyeri fiilen kapalı, şirket sicilde kayıtlı Güncel unvan, merkez adresi ve temsil bilgisi Talep, işveren şirkete yöneltilerek olağan alacak yolları incelenir.
Unvanda “tasfiye hâlinde” yazıyor Tasfiye kaydı, tasfiye memuru ve alacaklılara ilişkin ilanlar Şirketin varlığı ve tasfiye temsil düzeni dikkate alınır.
Ticaret sicilinden silinmiş Terkin tarihi, sebebi ve dayandığı işlem Taraf ehliyeti ve gerekiyorsa yeniden tescil yolu ayrıca değerlendirilir.
İflas kararı var İflas dosyası, masa ve alacak kaydı işlemleri Bireysel takipten farklı olan iflas tasfiyesi kuralları incelenir.
Konkordato mühleti var Mahkeme kararı, mühletin aşaması ve alacağın niteliği Takip yasağı, istisnalar ve alacak bildirimleri birlikte ele alınır.

Maaş borcunu şirketten mi, şirket sahibinden mi isterim?

Önce işverenin hukuki kimliğini belirleyin. Bordroda ve iş sözleşmesinde bir limited şirket yazıyorsa, günlük konuşmada patron olarak anılan kişi ile şirket aynı kişi değildir. Türk Ticaret Kanunu’nun 573. maddesi limited şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu olmamasına ilişkin temel ayrımı düzenler. Anonim şirketler için de 329. maddede şirketin kendi malvarlığıyla sorumluluğu esastır.

Bu nedenle şirketin ödeme yapmaması, ortağın evi veya yöneticinin banka hesabı üzerinde otomatik olarak takip yapılabileceği anlamına gelmez. Müdürün işten çıkarma yazısını şirket adına imzalaması da tek başına kişisel borç üstlenmesi değildir. Şirket adına işlem yapmak ile kendi adına ödeme sorumluluğu üstlenmek birbirinden ayrılmalıdır.

Buna karşılık işveren gerçek kişiyse farklı değerlendirme yapılır. Bir işletmenin günlük dilde “şahıs şirketi” diye anılması, her durumda ayrı tüzel kişiliği olan bir sermaye şirketi bulunduğunu göstermez. Ayrıca başka şirket türlerinde ortakların sorumluluk düzeni değişebilir. Bu yüzden yalnızca tabeladaki isme veya işyerinin büyüklüğüne bakarak sonuca varılmamalıdır.

Yönetici veya tasfiye memurunun ayrıca sorumluluğu ileri sürülecekse bunun hukuki dayanağı ve somut koşulları gösterilmelidir. Kişisel taahhüt, hukuka aykırı işlem veya başka bir sorumluluk iddiası, sırf ortaklık sıfatına dayanan talepten farklıdır. Vergi ve prim gibi kamu alacaklarına ilişkin özel sorumluluk kuralları da bütün işçi alacaklarına aynen taşınamaz.

İşyeri kapanınca hangi alacaklar gündeme gelebilir?

Kapanma, alacak hesabının yerine geçen tek bir tazminat sebebi değildir. Önce ödenmemiş ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil gibi kalemler kendi dönemleri ve belgeleriyle değerlendirilir. İş sözleşmesi sona ermişse kullanılmayan yıllık izin ücreti ve şartları varsa kıdem veya ihbar tazminatı ayrıca ele alınabilir.

Kıdem ve ihbar tazminatının koşulları aynı değildir. Çalışma süresi, sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olması, fesheden taraf, fesih nedeni ve bildirim uygulaması önem taşır. İşyerinin kapanması gerekçesiyle her çalışana her kalemde aynı tutarın doğduğu söylenemez. İşverenin sadece bir şubeyi kapatıp başka yerde çalışmaya devam etmesi de ayrıca incelenir.

Fesih bildirimi, SGK çıkış kaydı ve fiilen çalışmanın sonlandığı tarih birbiriyle karşılaştırılmalıdır. SGK çıkış kodu tek başına bütün hukuki değerlendirmeyi belirlemez. İşçiye bir istifa yazısı imzalatılmışsa, bu belgenin ne zaman ve hangi koşullarda düzenlendiği açıklanmalıdır. Sonradan hazırlanan ödeme hesabı, işçinin kendi anlatımıyla da tutarlı olmalıdır.

Bildirim ve fesih hesabını daha ayrıntılı incelemek için ihbar süresi ve ihbar tazminatı açıklamalarına bakılabilir. İş ilişkisi henüz sürüyor fakat maaşlar ödenmiyorsa çalışırken ödenmeyen maaşın talep edilmesi rehberi, fesih öncesindeki seçenekleri ele alır.

Tasfiye hâlindeki şirkete karşı talep nasıl değerlendirilir?

Tasfiye, şirketin o anda bütün borçlarıyla birlikte ortadan kaybolması değildir. Türk Ticaret Kanunu’nun 533. maddesi uyarınca, kanundaki istisnalar saklı olmak üzere sona eren şirket tasfiye hâline girer ve tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur. Limited şirketlerde tasfiye usulü bakımından anonim şirket hükümlerine yapılan atıf da dikkate alınır.

Unvanda tasfiye ibaresi bulunması, işçiye alacağının artık talep edilemeyeceğini göstermez. Ancak şirketi tasfiye işleri bakımından kimin temsil ettiği değişmiş olabilir. Güncel sicil kaydında tasfiye memurunun kimliği ve temsil biçimi kontrol edilir. Şirkete yöneltilecek talep ile tasfiye memuruna kişisel sorumluluk iddiasıyla yöneltilecek talep birbirinden ayrılır.

İşçi, alacağını belgeleyerek tasfiye sürecindeki ilgili kişilere bildirebilir. Bildirimde hangi dönemlerin ücretinin veya hangi fesih alacağının istendiği, hesap ve ekleriyle gösterilmelidir. Bu bildirim, dava şartı arabuluculuk veya gerektiğinde dava gibi işlemlerin her durumda yerine geçmiş sayılmaz. Sicil ilanları, devam eden dosyalar ve alacak için uygulanacak süreler birlikte takip edilmelidir.

Tasfiyede şirket varlıklarının bulunması da alacağın mutlaka ve hemen ödeneceği anlamına gelmez. Diğer borçlar, teminatlar ve uyuşmazlıklar tahsili etkileyebilir. Bu nedenle şirketin varlığı, temsil düzeni, alacağın hukuki dayanağı ve fiilî ödeme imkânı ayrı başlıklar hâlinde incelenmelidir.

Şirket sicilden silinmişse doğrudan eski müdüre dava açılır mı?

Sicilden silinmiş bir şirket için önce terkin işleminin sebebi ve tarihi araştırılır. Tasfiyenin tamamlanması, özel bir sicilden çıkarma işlemi veya farklı bir işlem aynı sonuç ve başvuru yoluna bağlanamaz. Devam eden bir iş davası, henüz tasfiye edilmemiş bir borç veya unutulmuş malvarlığı bulunması önem taşıyabilir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 547. maddesi, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde belirli ilgililerin yeniden tescil istemini düzenler. Uygulamada bu alanda “ihya” ifadesiyle karşılaşılır. Ancak her terkin için aynı davanın aynı kişiler aleyhine ve aynı süre içinde açılacağı söylenemez. İşlemin dayanağı, hukuki yarar ve gerekli ek tasfiye işi somutlaştırılmalıdır.

Yeniden tescil, işçilik alacağının varlığı ve miktarının otomatik kabul edilmesi değildir. Şirketin belirli ek işlemler için tekrar sicile alınması ile işçinin alacağını ispat etmesi farklı konulardır. Aynı şekilde şirketin yeniden tescili, eski ortağın kendiliğinden kişisel borçlu olduğu sonucunu doğurmaz.

Bu aşamada eski müdürün adını tek başına davalı yazmak yerine, sicil belgeleri ve devam eden işlemler üzerinden taraf ehliyeti ve temsil sorunu çözümlenmelidir. İş mahkemesinde görülecek alacak uyuşmazlığıyla ticaret hukuku kapsamında değerlendirilecek yeniden tescil talebi birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Hangi başvurunun önce veya birlikte yürütüleceği dosyaya göre planlanır.

İflas varsa alacağımı nasıl takip ederim?

İflas, yalnızca ödeme güçlüğü açıklaması değil, mahkeme kararıyla başlayan özel bir tasfiye düzenidir. İflasın açılmasıyla borçlunun haczedilebilir malları üzerinden alacaklıların haklarının ele alındığı iflas masası gündeme gelir. Mevcut bireysel icra takibinin devamı ve yeni takip imkânı, İcra ve İflas Kanunu’ndaki özel kurallara göre değerlendirilir.

İşçi açısından iflas dosyasını ve alacağın kaydı için yapılacak işlemleri belirlemek önemlidir. Alacağın türü, dönemi, miktarı ve dayanakları hazırlanır; varsa mahkeme kararı veya anlaşma belgesi dosyaya sunulur. Sıra cetveli veya alacak kaydıyla ilgili bildirimler ayrıca izlenmelidir. Önceden bir iş davası veya icra dosyası bulunması, iflas tasfiyesindeki bütün işlemleri gereksiz kılmaz.

İİK’nin 206. maddesi belirli işçi alacakları için imtiyazlı sıra düzenler. Ancak “işçi alacağı her borçtan önce, koşulsuz ve tamamen ödenir” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Alacağın niteliği ve zamanı, teminatlı haklar, masaya giren varlıklar ve dağıtım kuralları önemlidir. Öncelik, yeterli malvarlığı yokken tam tahsil garantisi sağlamaz.

İflas sürecindeki alacak kaydı, sıra itirazı veya devam eden davanın durumu için farklı süreler ve başvuru kuralları gündeme gelebilir. Bu nedenle alınan tebligatın türü belirlenmeden tek bir genel süre kullanılmamalıdır. Dosyaya yapılan bildirim ile bildirimin kabul edilmesi de ayrı aşamalar olarak takip edilmelidir.

Konkordato, bütün işçilik alacaklarını durdurur mu?

Konkordato mühleti, iflasla veya ticaret sicilinden silinmeyle aynı değildir. Borçlu şirket faaliyetini sürdürüyor olabilir. İİK’nin 294. maddesi, mühletin takipler bakımından genel sonuçlarını ve belirli imtiyazlı alacaklar için istisnayı düzenler. Bu nedenle her işçi alacağının tamamen takip yasağı dışında olduğu veya hepsinin mutlaka durduğu şeklinde genelleme yapılmamalıdır.

Önce geçici veya kesin mühlet kararı, kararın tarihi ve alacağın hangi dönemde doğduğu incelenir. İmtiyaz değerlendirmesi ile alacağın esasının ispatı birbirinden ayrılır. Konkordato dosyasındaki alacak bildirimleri ve komiserin duyuruları izlenir. Faiz, takip yolu ve sonraki tasdik kararının etkisi ayrıca ele alınabilir.

İşverenin “konkordatodayız, artık kimseye borcumuz yok” demesi hukuki sonucu açıklamaz. Öte yandan karar okunmadan hiçbir sınırlama yokmuş gibi haciz işlemi planlamak da doğru değildir. İşçinin elindeki sözleşme ve bordrolar, konkordato mahkemesinin kararlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Arabuluculuk ve dava için doğru taraf nasıl belirlenir?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ile tazminatı davalarında arabulucuya başvuruyu dava şartı olarak düzenler. İşyerinin kapalı olması, olağan bir işçilik alacağı davasında bu koşulu kendiliğinden kaldırmaz. İşverenin güncel unvanı, temsilcisi ve iletişim bilgileri başvuruya doğru aktarılmalıdır.

İflas masasına alacak yazdırma, sicilden silinmiş şirketin yeniden tescili veya mevcut ilamın icrası gibi işlemler aynı dava türü değildir. Bunların her birine işçilik davasındaki başvuru sırası otomatik uygulanmaz. Önce yapılmak istenen işlemin ne olduğu ve hangi merciin görevli bulunduğu belirlenir.

Çalışma sırasında birden çok şirket kaydı varsa, her dönemde kimin işveren olduğu araştırılır. Taşeron ilişkisi, işyeri devri veya birlikte çalışma iddiası, sırf aynı adreste faaliyet gösterilmesine dayanarak çözülemez. Başka bir şirkete veya gerçek kişiye de talep yöneltilecekse bunun ayrı hukuki dayanağı açıklanmalıdır.

Arabuluculukta ödeme planı teklif edilirse, şirketin mevcut durumuyla birlikte düşünün. İşverenin doğru unvanı, borç miktarı, taksit günleri, imzalar ve ödeme yöntemi anlaşılır olmalıdır. Ödeme alınmadan bütün alacakların tahsil edildiğini belirten bir kayıt verilmemelidir. Daha önce geçerli bir anlaşmayla kapanmış konular için ise aynı alacakları yeniden dava etmek yerine belgenin uygulanma yolu incelenir.

Hangi belgeleri hemen hazırlamalısınız?

  • İş sözleşmesi, işe giriş ve çıkış kayıtları ile çalışma tarihleri.
  • İşverenin ticaret unvanını ve kimliğini gösteren bordro veya diğer kayıtlar.
  • Güncel ticaret sicili bilgileri; varsa tasfiye ve terkin ilanları.
  • Ödenmeyen aylara ait banka hareketleri ve ücret hesap pusulaları.
  • Fesih bildirimi, kapanma açıklaması ve işverene ulaşan talepler.
  • Fazla çalışma veya izin gibi kalemlerle ilgili hukuka uygun kayıtlar.
  • Varsa arabuluculuk belgeleri, mahkeme kararları ve icra dosyaları.
  • İflas veya konkordato kararı, ilgili ilanlar ve gelen tebligatlar.

Her alacağı ayrı satıra yazın. Ücret için ay ve vade, tazminat için çalışma süresi ve fesih bilgisi gösterin. Brüt hesapla banka hesabına gelen net tutarı karıştırmayın. Alınan avans veya kısmi ödeme varsa kayıt altına alın; ödenmiş tutarı yeniden toplam borca eklemeyin. Dosyanın düzenli hazırlanması, doğru tarafı belirlemek kadar önemlidir.

Şirketi araştırırken süreleri kaçırmayın

Sicil araştırması sürüyor diye bütün sürelerin durduğu varsayılamaz. Ücret alacaklarında beş yıllık zamanaşımı düzenlemesi bulunur; her dönem kendi vadesi bakımından değerlendirilir. Feshe bağlı tazminatlarda uygulanacak süre ve geçiş hükümleri, alacağın türüne ve doğum tarihine göre ayrıca kontrol edilir. Her kalemin başlangıcını şirketin kapanma günü saymak doğru değildir.

Arabuluculuk başvurusundan son tutanağa kadar zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından kanundaki durma düzenlemesi dikkate alınır. Ancak sıradan bir ödeme hatırlatmasının, sicil sorgusunun veya yöneticiyi telefonla aramanın aynı etkiyi doğurduğu söylenemez. Süre hesabı, yapılan işlemin hukuki niteliğiyle birlikte yapılmalıdır.

İşe iade düşünülüyorsa veya bir iflas, sıra cetveli, konkordato ya da mahkeme tebligatı geldiyse, bu durum incelemenin başında belirtilmelidir. Genel ücret zamanaşımına güvenmek, özel başvuru süresini korumayabilir. Tebliğ zarfı, elektronik tebligat kaydı ve kararın tamamı saklanmalıdır.

Varsayımsal örnek: Aynı kapanma haberi, iki farklı yol

Elif’in çalıştığı atölye boşaltılmış ve son iki aylık ücreti ödenmemiştir. Bordrolarda işveren olarak bir limited şirket görünmektedir. Sicil araştırmasında şirketin kaydının sürdüğü, tasfiyeye girmediği anlaşılır. Bu durumda sırf atölye kapandı diye eski müdür otomatik borçlu sayılmaz. Elif, şirket kimliği ve ücret kayıtlarıyla uygun arabuluculuk ve alacak sürecini değerlendirir.

Aynı olayda şirketin daha önce tasfiyesi tamamlanarak sicilden silindiğini varsayalım. Bu kez taraf ehliyeti ve gerekiyorsa ek tasfiye için yeniden tescil sorunu gündeme gelebilir. İşçilik alacağının miktarı yine ayrıca ispatlanır. Şirket hakkında iflas açılmış olsaydı iflas dosyası ve alacak kaydı süreci de dikkate alınacaktı. Örnek, kapalı kapı görüntüsünden tek başına doğru hukuki yolun çıkarılamayacağını gösterir.

Sık sorulan sorular

1. Şirket kapanınca alacağım silinir mi?

Fiilî kapanma borcu kendiliğinden silmez. Ancak şirketin sicil durumu ve varsa tasfiye, iflas veya konkordato süreci tahsil yolunu değiştirir. Önce doğru işveren ve güncel hukuki durum belirlenmeli; alacak kayıtları ile özel başvuru süreleri birlikte incelenmelidir.

2. Limited şirket ortağının evine doğrudan haciz koyabilir miyim?

Yalnızca şirket ortağı olması nedeniyle bütün işçilik borçları için böyle bir sonuç doğmaz. Limited şirket ile ortak farklı kişilerdir. Ortağa kişisel talep yöneltilmesi düşünülüyorsa ayrıca bir hukuki dayanak ve bunun koşulları gösterilmelidir. Şirket borcunun ödenmemesi tek başına yeterli değildir.

3. Şirket tasfiyedeyse işverene ulaşmam mümkün değil mi?

Tasfiye hâlindeki şirket, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur. Sicildeki tasfiye memuru ve temsil düzeni kontrol edilir. Talebin şirkete yöneltilmesi ile tasfiye memurunun kişisel sorumluluğu farklıdır. Doğru unvan ve temsil bilgisiyle gerekli başvurular değerlendirilir.

4. Şirket sicilden silindiyse her durumda ihya gerekir mi?

Her dosya için bu şekilde kesin sonuç kurulamaz. Terkinin sebebi, tarihi, dayandığı hüküm ve tamamlanması gereken işlemler incelenir. Ek tasfiye için yeniden tescil mümkün olabilecek yollardan biridir. Bunun koşulları ve başvurunun tarafları, sicil belgelerine göre belirlenmelidir.

5. İflasta işçi olduğum için bütün paramı önce alır mıyım?

Kanun belirli işçi alacakları için imtiyaz tanır; ancak bütün alacaklar aynı koşullara tabi değildir. Alacağın dönemi ve türü, diğer haklar ve iflas masasındaki varlıklar önem taşır. Öncelikli sırada bulunmak, malvarlığı yetersizken tam ödeme garantisi vermez.

6. Şirket başka isimle açıldıysa yeni şirket her borcu öder mi?

Sadece benzer isim, ortak adres veya aynı yöneticinin bulunması bütün borçları otomatik aktarmaya yetmez. Gerçek bir işyeri devri, işveren ilişkisinin devamı veya başka sorumluluk sebebi bulunup bulunmadığı araştırılır. Eski ve yeni şirketin kayıtları ile fiilî çalışma düzeni birlikte değerlendirilmelidir.

Hukuki kaynaklar

Mevzuat kontrol tarihi: 19 Ekim 2026. Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır. Şirketin güncel sicil durumu, çalışma ve fesih belgeleri ile varsa iflas veya konkordato kararları üzerinden ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir