Ev sahibinin kira ödemesini iade etmesi, kira borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Önce ödemenin doğru tutarda, doğru zamanda ve doğru kişiye yapıldığını kontrol edin. Gereği gibi sunulan ödeme haklı neden olmadan reddediliyorsa alacaklının temerrüdü ve mahkemeden tevdi yeri belirlenmesi gündeme gelebilir. İade dekontlarını saklayın; sonraki ayların ödeme yükümlülüğünü durdurmayın.
Kiracı açısından en yanıltıcı durum, bankadan çıkan paranın birkaç gün sonra hesaba geri gelmesidir. Gönderim dekontu vardır; ancak para artık kiraya verende değildir. Üstelik taraflar yeni dönem kira bedelinde anlaşamamış veya ev sahibi hesabını kapatmış olabilir. Bu durumda önemli olan, yalnızca ödeme yapmak istediğinizi söylemek değil, borcun hukuka uygun biçimde yerine getirilmesini sağlayan yolu zamanında kullanmaktır.
Bu rehber, özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında iade edilen kira ödemesi için izlenecek belge ve başvuru düzenini açıklar. Anlatılan adımlar her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Kira sözleşmesi, ödeme alışkanlığı, iade nedeni, kira artışı hesabı ve varsa tebligatlar birlikte değerlendirilmelidir.
Kiranın iade edilmesi neden borcun bittiği anlamına gelmez?
Kira borcunun ödenmesi ile ödeme girişiminde bulunulması aynı şey değildir. Doğru hesaba yapılan ve alacaklının kullanımına geçen bir ödeme ile bankanın hiç tamamlamadığı bir işlem farklıdır. Benzer şekilde, ev sahibinin parayı aldıktan sonra bilinçli olarak geri göndermesi de ayrıca incelenir. İade işlemi tek başına borçtan vazgeçme, kira sözleşmesini sona erdirme veya kiracının artık bedelsiz oturabileceği anlamını taşımaz.
Ev sahibinin iadeye eklediği açıklama önemlidir. Örneğin “kira bedeli eksik”, “hesap değişti” veya “sözleşme bitti” ifadeleri birbirinden farklı uyuşmazlıkları gösterir. Buna karşılık bankanın “alıcı hesabı kapalı” açıklaması, paranın ev sahibinin iradi bir iade talimatı olmaksızın geri dönmüş olabileceğini düşündürür. Aynı görünen hesap hareketlerinin hukuki değerlendirmesi bu yüzden farklılaşabilir.
Kiracı, gönderdiği bedeli ve geri dönüşü aynı dosyada saklamalıdır. Yalnızca çıkış dekontunu göstermek, iade hareketi açıklanmadan ödeme durumunu doğru ortaya koymaz. Ödeme çizelgesinde hangi ayın hangi tutarının ne zaman gönderildiği, ne zaman ve hangi açıklamayla döndüğü açıkça görünmelidir.
İlk ayrım: Ev sahibi mi kabul etmiyor, ödeme mi hatalı?
“Ev sahibi kirayı iade ediyor” diyen kiracı için ilk kontrol, reddedilen ödemenin borca uygun olup olmadığıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 106. maddesindeki alacaklı temerrüdü, edimin gereği gibi önerilmesine ve alacaklının haklı neden olmaksızın kabulden kaçınmasına dayanır. Bu nedenle her iade, ev sahibinin otomatik olarak temerrüde düştüğünü göstermez.
| Görülen durum | Önce kontrol edilecek nokta | Belgelenecek işlem |
|---|---|---|
| Yanlış IBAN veya alıcı bilgisi | Sözleşmedeki hesap ve doğrulanmış son bildirim | Banka işlem sonucu ve hesap bilgisi |
| Eksik kira gönderildiği iddiası | Geçerli kira bedeli, dönem ve artış hesabı | Sözleşme, önceki dekontlar ve hesap tablosu |
| Ev sahibi gelen parayı geri gönderiyor | İade açıklaması ve kabulden kaçınmanın gerekçesi | Gidiş ve dönüş dekontları, yazışmalar |
| Hesap kapatılmış veya ödeme engellenmiş | Bankanın teknik açıklaması ve yerleşmiş ödeme yöntemi | Banka kaydı, önceki düzenli ödemeler |
| Paranın kime ödeneceği tartışmalı | Yeni malik, temsil yetkisi veya alacaklı kimliği | Yetki ve hak sahipliği belgeleri |
Ödeme günü de gözden kaçırılmamalıdır. Sözleşmede geçerli bir ödeme tarihi kararlaştırılmışsa buna göre hareket edilir. TBK’nin 314. maddesindeki genel düzenleme, aksine sözleşme veya yerel âdet bulunmayan durumu esas alır. Her kiracının ayın aynı gününde ödeme yapması gerektiği söylenemez. Hafta sonu, bankanın işlem saati veya hatalı talimat gibi ayrıntılar ayrıca değerlendirilir.
Kiracının artış hesabında hata yapması ile ev sahibinin hukuka aykırı bir artış istemesi de birbirinden ayrılmalıdır. Ev sahibinin daha fazla para istemesi, istediği tutarın mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Kiracının kendi belirlediği tutarı yatırması da bu tutarı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Tartışma, sözleşme ve uygulanacak kira hükümleri üzerinden çözülmelidir.
Alacaklının temerrüdü nedir?
Günlük dilde temerrüt çoğunlukla borçlunun ödeme yapmaması olarak düşünülür. Oysa borcun yerine getirilmesi için alacaklının işbirliği gereken durumlarda, haklı neden olmadan bu işbirliğinden kaçınması da hukuki sonuç doğurabilir. Kira ilişkisinde, gereği gibi sunulan kira bedelini kabul etmeyen veya ödeme yapılmasını engelleyen kiraya veren bakımından TBK’nin 106. maddesi bu çerçeveyi oluşturur.
Burada kiracının ödeme isteğini somutlaştırması gerekir. “Param hazır, isterse alsın” şeklindeki sözlü ifade, ödeme zamanında doğru bedelin uygun yere sunulduğunu her zaman göstermez. Önceki aylarda kullanılan hesap, tarafların yazışmaları ve banka kayıtları, borcun nasıl ödenmesi gerektiğinin anlaşılmasına yardımcı olur. Ödeme yerinde tarafların açık veya örtülü iradesi, TBK’nin 89. maddesi bakımından önem taşır.
Ev sahibinin geçerli hesabı değiştirdiğini bildirmesi ile hiçbir ödeme imkânı bırakmadan hesabı kapatması aynı değildir. Yeni hesabın gerçekten kiraya verene ait olduğu veya ödeme almaya yetkili kişiye bildirildiği doğrulanmalıdır. Sadece bilinmeyen bir numaradan gelen IBAN mesajına güvenmek, kira uyuşmazlığından ayrı bir yanlış kişiye ödeme riskini doğurur.
Tevdi mahalli tayini ne işe yarar?
Tevdi, uygun şartlar oluştuğunda borç konusu bedelin hukuken belirlenen yere bırakılarak ödeme engelinin aşılmasını sağlar. TBK’nin 107. maddesi, alacaklının temerrüdü durumunda bu imkânı düzenler. Kira bedelinin nereye yatırılacağına ilişkin mahkemeden istenen belirleme, uygulamada “tevdi mahalli tayini” veya “ödeme yeri belirlenmesi” olarak adlandırılır.
Bu başvurunun amacı, ev sahibini cezalandırmak değildir. Amaç, kira bedelini ödemeye hazır kiracının alacaklıdan kaynaklanan engel yüzünden ödeme yapamaz durumda kalmasını önlemektir. Mahkemenin belirlediği usule uygun biçimde yapılan tevdi, şartları gerçekleştiğinde borcun ifası bakımından koruma sağlar. Buna karşılık yalnızca dilekçe vermek, henüz bedeli yatırmadan borcun ödendiği anlamına gelmez.
Mahkemece açılması öngörülen hesap veya belirlenen ödeme yeri, kararın içeriğine göre kullanılmalıdır. Kiracının kendi adına sıradan bir tasarruf hesabı açıp kira paralarını orada biriktirmesi aynı hukuki işlem değildir. Para kenarda tutulduğu için ev sahibinin o paraya erişebildiği veya borcun yerine getirildiği varsayılamaz.
Hangi mahkemeye, hangi belgelerle başvurulur?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesi, tevdi mahalli belirlenmesini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Aynı Kanun’un 383. maddesi uyarınca, aksine düzenleme bulunmadıkça bu işlerde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. TBK’nin 107. maddesi ise tevdi yerinin ifa yerindeki hâkim tarafından belirlenmesini öngörür. Bu nedenle görevli mahkeme ile yer bakımından yetki, somut ödeme ilişkisine göre değerlendirilmelidir.
Başvuru hazırlanırken, sadece taşınmazın adresini yazmakla yetinilmemelidir. Taraflar, kira ilişkisi, ödeme yöntemi, iade edilen aylar, ödeme engelinin nasıl ortaya çıktığı ve istenen belirleme açıkça anlatılmalıdır. Sözleşmede hesap yoksa, uzun süredir aynı hesaba yapılan ödemeler yerleşmiş yöntemin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
- Kira sözleşmesi ve varsa ödeme yöntemini değiştiren ek anlaşmalar.
- Önceki düzenli kira ödemelerini gösteren banka kayıtları.
- İade edilen her ödemenin gönderim ve dönüş dekontu.
- Bankanın kapalı hesap, bloke veya işlem hatasına ilişkin açıklaması.
- Ev sahibinin iade gerekçesini gösteren mesaj, e-posta veya yazılı bildirim.
- İhtarnameler, teslim veya tebliğ kayıtları ve mevcutsa icra evrakı.
- Ay, kira tutarı, gönderim günü ve iade günü bilgilerini içeren kısa çizelge.
Belgelerin mümkünse bankadan alınabilen ayrıntılı nüshaları saklanmalıdır. Kırpılmış ekran görüntüsü bazen alıcıyı, işlem referansını veya iade nedenini göstermeyebilir. Mesajların bağlamını kesmeden korunması da önemlidir. Dosya paylaşılırken başvuru için gerekmeyen üçüncü kişi verileri ve hesap hareketleri ayıklanabilir.
Her durumda önce PTT veya noter gerekir mi?
Her dosya için değişmez bir işlem sırası kurmak doğru değildir. Ödeme yerinin sözleşmeyle kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, taraflar arasında bir ödeme alışkanlığı bulunup bulunmadığı ve bu yöntemin nasıl engellendiği değerlendirilir. Ödeme yeri ve yerleşmiş yöntem bulunmayan bazı durumlarda, borcun alacaklıya usulüne uygun sunulduğunu ortaya koymak için adrese ödeme girişimi önem kazanabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025/1494 E., 2025/3047 K. sayılı kararı, kira ödeme yerinin belirlenmesine ilişkin başvurunun çekişmesiz yargı niteliğini ve ödeme engelinin belgelenmesini ele alır. Kararda, kararlaştırılan veya alışılmış hesabın kapatılması, ödeme yapılmasının engellenmesi ve adreste ödeme girişiminin kabul edilmemesi gibi farklı durumlar değerlendirilir. Bu nedenle tek bir yöntemin bütün olaylarda zorunlu veya bütün olaylarda gereksiz olduğu sonucuna varılmamalıdır.
Noter bildirimi, hangi ayın hangi bedelinin ödenmek istendiğini ve yaşanan engeli kayıt altına almak açısından yararlı olabilir. Bununla birlikte noterden ihtar göndermek, kira bedelini ödemekle aynı şey değildir. İhtarname hazırlanırken ödeme teklifi, iade bilgileri ve talep edilen işbirliği açık anlatılmalı; belgesiz suçlamalardan kaçınılmalıdır.
Ödeme reddedildiğinde uygulanabilecek belge düzeni
- İade kaydını doğrulayın. Tutarın gerçekten hesabınıza döndüğünü, bankadaki işlem durumunu ve iade açıklamasını inceleyin. Bekleyen işlem ile tamamlanmış iade aynı değildir.
- Borcu yeniden hesaplayın. İlgili ayın kira bedelini, geçerli ödeme tarihini ve sözleşmedeki yöntemi kontrol edin. Hesap tartışması varsa hangi kalemin neden tartışmalı olduğunu yazın.
- Kiraya verene yazılı bildirin. İade edilen ödemenin tarihini, tutarını ve dönemini belirtin. Ödeme almaya elverişli hesabı veya hukuka uygun ödeme yöntemini açıklamasını isteyin.
- Ödeme engelini belgeleyin. Banka yanıtını, önceki dekontları ve karşı tarafın açıklamasını bir araya getirin. Aynı iddiayı farklı günlerde anlatmak yerine tek bir tarih sıralaması hazırlayın.
- Uygun başvuru yolunu belirleyin. Koşullar oluşmuşsa ödeme yeri belirlenmesi talebini geciktirmeden hazırlayın. Mahkemenin verdiği kararı ve yatırma talimatını dosyaya uygun biçimde uygulayın.
- Sonraki ayları takip edin. Kararın kapsamına göre ödeme düzenini sürdürün. Her ayı ve açıklamasını ayrı kaydedin; yalnızca ilk iade edilen aya odaklanmayın.
Bu liste bir bekleme takvimi değildir. Bir ihtar veya ödeme emri tebliğ edilmişse, belgelere göre aynı gün işlem gerekebilir. Özellikle ödeme vadesi yaklaşırken ya da tahliye talebiyle karşılaşıldığında, “ev sahibinden cevap gelsin” diye süresiz beklemek uygun olmaz.
Başvuru yapınca bütün kira tartışmaları çözülür mü?
Hayır. Ödeme yerinin belirlenmesi, taraflar arasındaki her uyuşmazlığı kesin olarak çözmez. Gerçek kira bedelinin ne olduğu, geçmiş aylardan fark borcu bulunup bulunmadığı veya belirli bir ödemenin zamanında yapılıp yapılmadığı ayrı değerlendirmeler gerektirebilir. HMK’nin 388. maddesindeki genel kural da çekişmesiz yargı kararlarının, aksine hüküm bulunmadıkça maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını belirtir.
Örneğin mahkeme bir banka hesabına kira yatırılmasını belirlediğinde, kiracının yatırdığı her tutarın doğru kira olduğu sonucu çıkarılamaz. Eksik ödeme tartışması devam edebilir. Tevdi yolunu, hukuken ödenmesi gereken tutarı azaltan bir araç gibi görmek ciddi hata olur. Açıklamalarda ayın ve taşınmazın anlaşılır biçimde belirtilmesi, ödeme hesabındaki belirsizliği azaltır.
Kiracı, ödemenin hukuki etkisi konusunda emin olmadığında yalnızca “hesaba para yatırdım” cümlesiyle yetinmemelidir. Kararın hangi dönemleri kapsadığı, hesabın kimin adına açıldığı, yatırma usulü ve karşı tarafa yapılacak bildirimler birlikte kontrol edilmelidir. Kullanılan hesap mahkemece belirlenen hesapla aynı olmalıdır.
İhtarname veya icra ödeme emri geldiyse
Ev sahibinin iadeleriyle uğraşırken gelen tebligat ayrı bir işlem olarak ele alınmalıdır. Kiracının elinde ödeme girişimini gösteren belge bulunması, tebligatı cevapsız bırakabileceği anlamına gelmez. Talep edilen aylar, miktarlar ve takip yolu incelenmeli; ödeme, itiraz veya diğer başvurular için hangi kuralların geçerli olduğu belirlenmelidir.
TBK’nin 315. maddesine dayanan yazılı süre verme bakımından, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya en az otuz gün tanınması öngörülür; bu süre yazılı bildirimin yapıldığı günü izleyen günden işlemeye başlar. Bu bilgi, bütün icra evrakına aynı sürenin uygulanacağı anlamına gelmez. İcra ödeme emrindeki itiraz süresi ile ödeme süresi birbirine karıştırılmamalıdır.
Tevdi yeri belirlenmesi başvurusu, başlatılmış bir icra takibini kendiliğinden durduran veya geçmişteki bütün eksiklikleri gideren bir karar olarak görülmemelidir. Hangi tarihte ne yapıldığı önemlidir. Ödeme emrinin tebliğ edildiği gün, iadenin gerçekleştiği gün ve mahkemeye başvuru günü aynı çizelgede gösterilirse riskler daha doğru değerlendirilebilir. Ödeme yapılmadığı iddiasının tahliye talebine dönüşmesi hâlinde, kira ödememe nedeniyle tahliye sürecinin koşulları da ayrıca incelenmelidir.
Kiracının genel güvenceleriyle ödeme yükümlülüklerini birlikte okumak için kiracının hakları hakkındaki rehbere de bakılabilir. Ödeme reddiyle karşılaşmak, tek başına kiracının tüm yükümlülüklerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Depozitoyu kira yerine sayabilir miyim?
Ev sahibi ödemeyi iade ettiği için “depozitom onda, buradan düşsün” demek uyuşmazlığı çözmez. Depozito, kira ilişkisindeki yükümlülüklere güvence oluşturur; her ayın kira bedelinin otomatik ödeme kaynağı değildir. Güvence bedelinin hangi alacak için nasıl kullanılabileceği, sözleşme ve ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Geçerli bir anlaşma veya takasın hukuki koşulları somut olayda incelenmeden, depozitonun tek taraflı olarak son aylara sayıldığını varsaymak eksik ödeme tartışması doğurabilir. Taşınmazdan çıkışta depozitonun iadesi için hazırlanan hesap ile devam eden kira borcu hesabını ayrı tutmak daha sağlıklıdır. Bu iki hesabın ilişkisi için depozito iadesi ve uyuşmazlıklar konulu açıklamalar incelenebilir.
Arabuluculuk ile tevdi başvurusu aynı işlem midir?
Değildir. Tevdi yeri belirlenmesi, ödeme engelini aşmaya yönelik çekişmesiz yargı işidir. Kira alacağı, bedel farkı veya başka bir esas uyuşmazlık için dava açılması ise farklı bir süreçtir. 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesi, kanundaki istisna saklı kalmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuğu düzenler. İlamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin istisna ayrıca dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle ödeme yeri talebini, bütün kira davalarıyla aynı başvuru şartlarına tabiymiş gibi ele almak doğru olmaz. Hangi başvurunun yapılacağı, ödeme engeli ile esas hakkındaki anlaşmazlığın birbirinden ayrılmasıyla belirlenir. Arabuluculukta görüşme yürütülmesi de kendiliğinden o ayın kira ödemesi yerine geçmez; ödeme düzeni ayrıca korunmalıdır.
Varsayımsal örnek: Para üç gün sonra geri geldi
Deniz’in konut kira sözleşmesinde banka hesabı ve aylık ödeme günü belirtilmiştir. Deniz, sözleşme ve uygulanacak artış hükümleri bakımından hesapladığı bedeli açıklamasına ay bilgisini yazarak gönderir. Üç gün sonra para “kirayı kabul etmiyorum” açıklamasıyla geri gelir. Deniz, yalnızca ilk dekontu saklayıp parayı harcarsa sonraki aşamada ödeme durumunu güvenli biçimde açıklayamayabilir.
Daha düzenli yaklaşım, gönderim ve iade kayıtlarını birlikte saklamak, kira hesabını kontrol etmek ve ödeme engelini yazılı bildirmektir. Kabulden kaçınmanın koşulları gerçekleşiyorsa tevdi yeri belirlenmesi yolu değerlendirilir. Karar çıktıktan sonra da kararın kapsamına uygun ödeme yapılır. Bu örnekte mahkemenin mutlaka belirli tutarı doğru kabul edeceği veya olası tahliye talebinin kesin reddedileceği söylenemez.
Örneği değiştirelim: Deniz, yanlışlıkla eski kiracının verdiği bir IBAN’a para göndermiş olsun. Burada önce doğru alıcı ve geçerli ödeme yeri araştırılır. Yanlış kişiye gönderilen paranın geri gelmesi, ev sahibinin kabulden kaçındığını kanıtlamaz. Aynı şekilde eksik tutar gönderilmesi varsa, sorunun kaynağı hesap hatası olabilir. Bu iki olayı ayırmak, gereksiz başvuru ve yeni ödeme sorunlarını önlemeye yardımcı olur.
Sık sorulan sorular
1. Ev sahibi kirayı geri gönderirse yeniden ödeme yapmam gerekir mi?
İade sonrasında borcun hukuki durumu yeniden değerlendirilmelidir. İade geldi diye ödemeyi tamamen bırakmak doğru değildir. Önce iade nedeni, geçerli ödeme yeri ve doğru tutar kontrol edilir; uygun ödeme veya tevdi yöntemi belirlenir. Aynı engelli hesaba belgesiz ve sonuçsuz gönderimleri tekrarlamak yerine engelin niteliği ortaya konulmalıdır.
2. Kirayı kendi hesabımda ayırmam yeterli olur mu?
Hayır. Bedeli harcamadan ayırmak pratik hazırlık sağlar; ancak tek başına ifa veya mahkemece belirlenmiş tevdi değildir. Paranın hangi yere ve hangi usulle yatırılacağı ayrıca belirlenmelidir. Kendi hesabındaki bakiye, kiraya verene yapılmış ödeme dekontuyla aynı işlevi görmez.
3. Ev sahibi daha yüksek artış istediği için kirayı reddedebilir mi?
İstenen artışın hukuka uygunluğu ile sunulan ödemenin yeterliliği birlikte incelenir. Her yüksek talep geçerli olmadığı gibi kiracının yaptığı her hesap da doğru değildir. Gereği gibi sunulan bedelin haklı neden olmaksızın reddi hâlinde alacaklı temerrüdü gündeme gelebilir; eksik ödeme ihtimali ayrıca kontrol edilmelidir.
4. Tevdi kararı alınca sonraki ayların kirası da ödenmiş sayılır mı?
Hayır. Karar almak ile para yatırmak ayrı işlemlerdir. Sonraki dönemlerde doğan borçlar, kararın kapsamı ve geçerli ödeme düzeni çerçevesinde yerine getirilmelidir. Hesap, açıklama, tutar ve vade takibi sürdürülür. Kararın varlığı gelecekteki kira bedellerini kendiliğinden karşılamaz.
5. Noter ihtarı gönderdim; artık bekleyebilir miyim?
İhtarın içeriği ve tebliği önemli olmakla birlikte, ihtarname ödeme yerine geçmez. Ödeme engeli devam ediyorsa uygun ifa yolu değerlendirilmelidir. Özellikle mevcut bir ödeme emri veya yazılı süre verme bildirimi varsa, yalnızca ihtarın cevabını beklemek süre riskini ortadan kaldırmaz.
6. Tevdi yeri belirlenince ev sahibinin bütün iddiaları reddedilir mi?
Hayır. Bu belirleme, kira bedeli veya geçmiş borçlar hakkında her yönüyle kesin karar değildir. Eksik bedel, gecikme, sözleşme ve ödeme dönemleri ayrı inceleme konusu olabilir. Kiracı, kararın koşullarına uygun ödeme yaptığını gösteren kayıtları saklamalı ve gelen tebligatlara ayrıca zamanında karşılık vermelidir.
Hukuki kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: ödeme yeri için madde 89; alacaklının temerrüdü ve tevdi için maddeler 106-107; kira ödeme zamanı ve kiracının temerrüdü için maddeler 314-315.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: tevdi mahalli tayininin çekişmesiz yargı niteliği, görev ve kararın etkisi için maddeler 382, 383 ve 388.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/1494 E., 2025/3047 K.: kira ödeme yeri belirlenmesi talebi ve çekişmesiz yargı süreci.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk için madde 18/B.
Mevzuat kontrol tarihi: 17 Ekim 2026. Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayda ödeme yöntemi, borç miktarı ve süreler sözleşme ile tebligatlar üzerinden ayrıca değerlendirilir.

Bir yanıt yazın