Kefil Olduğum Kredi Yapılandırıldı: Kefaletim Devam Eder mi?

·

·

Kefil olduğunuz kredinin yapılandırılması, kefaletinizi tek başına sona erdirmez; yeni koşulların tamamından otomatik olarak sorumlu olmanız anlamına da gelmez. Önce eski borcun sürüp sürmediği, yeni bir borç kurulup kurulmadığı ve kefaletinizin hangi borcu, tutarı ve dönemi kapsadığı belirlenir. Kredi yapılandırıldığında eski sözleşme ile yeni protokol birlikte değerlendirilmelidir.

Banka borçluya daha düşük taksit veya daha uzun ödeme süresi sunduğunda, kefil açısından asıl soru aylık ödemenin değişmesi değildir. İmzalanan belgeler, önceki borcun nasıl kapatıldığı ve yeni hesap hareketlerinin neyi gösterdiği önem taşır. Özellikle ek kredi kullanılması, faizlerin bakiyeye eklenmesi, kefalet limitinin artırılması veya başka borçların aynı planda birleştirilmesi ayrı ayrı incelenmelidir.

Bu rehber, bir krediye kendi adına kefil olan gerçek kişinin durumuna odaklanır. Kredi sözleşmesi, yapılandırma belgesi ve hesap dökümü görülmeden kişisel sorumluluğun kesin tutarı belirlenemez. Size ödeme emri ya da başka bir resmî bildirim geldiyse belge toplarken başvuru süresini kaçırmayın. Bankaya yaptığınız bilgi talebi, icra dosyasındaki itiraz veya dava süresini kendiliğinden durdurmaz.

Kredi yapılandırması ile borcun yenilenmesi aynı şey mi?

Günlük dilde “yapılandırma” sözcüğü birbirinden farklı işlemler için kullanılır. Mevcut kredinin kalan taksitleri yeniden dağıtılabilir, vade uzatılabilir, faiz oranı değiştirilebilir veya eski kredinin tasfiyesi için başka bir kredi kullandırılabilir. Bu işlemlerin hepsine aynı hukuki sonuç bağlanamaz. Belgenin başlığında “yeniden yapılandırma protokolü” yazması da tek başına sonuca ulaşmak için yeterli değildir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 133. maddesi, mevcut borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi için tarafların bu yönde açık iradesini arar. Dolayısıyla yeni bir ödeme çizelgesi hazırlanmasını otomatik olarak borcun yenilenmesi saymak doğru olmaz. Eski kredi numarasının değişmesi veya yeni bir senet düzenlenmesi de belgelerin tamamından bağımsız değerlendirilemez. Sözleşme hükümleri, para hareketleri ve işlemin amacı birlikte okunur.

Bu ayrım kefil için belirleyicidir. Eski borç hukuken devam ediyorsa mevcut kefaletin kapsamı ve sonraki değişikliklerin etkisi tartışılır. Eski borç gerçekten sona ermiş, yerine ayrı bir borç doğmuşsa eski kefaletin yeni borcu kapsayıp kapsamadığı ayrıca araştırılır. TBK 598’deki asıl borcun sona ermesine ilişkin kural ile yeni kefaletin geçerlilik koşulları bu noktada önem kazanır.

Bankanın sisteminde görülen “hesap kapandı” ifadesi ile borcun hukuken sona ermesi aynı değerlendirme değildir. Muhasebe kaydının hangi işlem nedeniyle yapıldığı anlaşılmalıdır. Bir bakiyenin teknik olarak başka hesaba aktarılması, gerçekten ödeme yapılması ve yeni krediyle eski borcun tasfiyesi farklı ihtimallerdir. Kefilin savunması yalnızca bir ekran görüntüsüne dayandırılmamalıdır.

Yapılandırmada hangi değişiklik neyi etkiler?

Değişiklik İncelenecek temel konu
Yalnızca taksit tarihlerinin değiştirilmesi Eski borcun sürmesi, kefaletin süresi ve sözleşmede tanımlanan kapsam
Yeni para kullandırılması Ek tutarın hangi sözleşmeye dayandığı ve kefaletin bu borcu kapsayıp kapsamadığı
Faiz ve masrafların yeniden hesaplanması Hesaplama dayanağı, işlem türü ve kefilin sorumluluk sınırı
Kefalet limitinin yükseltilmesi TBK 583’teki şekil koşullarına uygun değişiklik bulunup bulunmadığı
Eski borcun yeni krediyle tasfiyesi Gerçek sona erme, yenileme iradesi ve yeni borca ilişkin geçerli güvence
İpotek veya başka güvencelerin kaldırılması Kefilin durumuna etkisi, eş rızası koşulları ve TBK 592 kapsamındaki değerlendirme

Tablodaki ayrımlar, her değişikliğin mutlaka kefilin sorumluluğunu artırdığı anlamına gelmez. Aynı protokol birden fazla işlem içerebilir. Örneğin vade uzatılırken faiz düşürülmüş fakat borca başka bir kredi kartı bakiyesi eklenmiş olabilir. Kefilin itirazı “yapılandırma yapıldı” şeklindeki genel bir ifadeden ziyade hangi borç kaleminin neden kapsam dışında kaldığını gösterecek şekilde kurulmalıdır.

Kefilin yeni protokolde imzası yoksa ne olur?

İmzanızın bulunmaması önemli bir veridir; ancak tek başına her olayda kefaletten kurtulduğunuzu göstermez. Yapılandırma yalnızca mevcut borcun ödeme düzenini değiştirmişse eski kefaletin sınırları değerlendirilir. Buna karşılık yeni ve bağımsız bir kredi doğmuşsa, o krediye ilişkin kişisel güvencenin dayanağı aranır. Mevcut sözleşmenin hangi kullandırımları kapsadığı da bu incelemenin parçasıdır.

TBK 583, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikleri kefaletin şekil koşullarına bağlar. Bu nedenle yalnızca borçlunun imzaladığı bir belgeyle kefilin yükünün sınırsız biçimde genişlediği kabul edilemez. Hangi değişikliğin sorumluluğu artırdığı ise eski ve yeni metinler karşılaştırılarak belirlenir. Vade, limit, faiz ve güvence değişikliklerinin etkisi aynı değildir.

Eski sözleşmedeki genel bir “ileride yapılacak tüm değişiklikleri kabul ederim” kaydı da tek başına incelemeyi bitirmez. Kaydın kapsamı, emredici kurallar ve işlemin niteliği değerlendirilir. Gelecekte doğabilecek belirli borçlara kefalet kurulabilmesi ile her yeni kredi için sınırsız sorumluluk üstlenilmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Özellikle yeni sözleşme numarası altındaki kullandırımların önceki kefaletle ilişkisi açıkça ortaya konmalıdır.

Öte yandan yapılandırma belgesini imzalamış olmanız da bütün taleplerin geçerli olduğu sonucunu doğurmaz. Hangi sıfatla imza attığınız kontrol edilir: Kefil, asıl borçlu, müşterek borçlu veya yalnızca bilgisi alınan kişi olarak gösterilmiş olabilirsiniz. Başlıktaki sıfat ile metnin içeriği arasında fark varsa hukuki nitelendirme gerekir. Gerçek kişilerin farklı ad altında verdiği kişisel güvenceler yönünden TBK 603 de dikkate alınır.

Kefalet limitim yapılandırma nedeniyle artar mı?

Kredi limiti, kalan kredi borcu ve kefalet limiti farklı kavramlardır. TBK 589, kefilin sorumluluğunu sözleşmede belirtilen azami miktarla sınırlar. Bankanın yeni ödeme planında daha yüksek toplam geri ödeme göstermesi, bu rakamın tamamının kefilden istenebileceğini kanıtlamaz. Önce kefaletin geçerliliği, sonra hangi borç kalemlerini kapsadığı, ardından azami sınır ve talep koşulları incelenir.

TBK 583 uyarınca kefaletin yazılı olması, azami miktar ile tarihin belirtilmesi gerekir. Azami sorumluluk miktarı ve tarih kefilin kendi el yazısıyla gösterilmelidir; müteselsil kefalet üstleniliyorsa bu niteliğe ilişkin el yazısı koşulu da vardır. Sonradan yapılan sorumluluk artırıcı değişikliklerde de kanunun öngördüğü şekil aranır. Sıradan bir bilgilendirme mesajını geçerli limit artışıyla eş tutmak doğru değildir.

Örneğin kefalet belgesinde 250.000 TL sınır yer alırken banka yeni protokolde 400.000 TL gösteriyorsa iki rakamı karşılaştırmak başlangıçtır. Eski kefaletin hangi borcu kapsadığı, artırılan tutar için ayrıca usulüne uygun güvence bulunup bulunmadığı ve talebin hangi kalemlerden oluştuğu anlaşılmalıdır. “Limit altında kaldığına göre her kalem istenebilir” yaklaşımı da doğru değildir; kapsam dışındaki bir borç, sırf limit boşluğu bulunduğu için kapsama girmez.

Faiz artışı, uzayan vade ve ek masraflar nasıl incelenir?

Yapılandırma sonrasında aylık taksit düşerken toplam geri ödeme artabilir. Bu durum tek başına kefilin sorumluluk tutarını göstermez. Hangi faiz türünün hangi tarihler arasında uygulandığı, hesaplamanın hangi sözleşmeye dayandığı ve borçlunun ödemelerinin nasıl mahsup edildiği görülmelidir. Akdi faiz, temerrüt faizi, vergi ve giderler tek bir “ana para” satırında toplanmışsa ayrıntılı döküm istenmesi incelemeyi kolaylaştırır.

Kefilin faiz ve takip giderlerinden sorumluluğu bakımından TBK 589’un kapsam kuralları ve azami tutar birlikte dikkate alınır. Kredi borçlusuna yöneltilebilen her kalemin aynı kapsamda kefile yöneltilebileceği varsayılmamalıdır. Ayrıca borçlunun temerrüt tarihi ile kefile karşı talep koşullarının oluştuğu tarih aynı olmayabilir. Bildirimlerin kime, ne zaman ve hangi içerikle yapıldığı hesaplamayı etkileyebilir.

İşlem tüketici işlemi niteliğindeyse 6502 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki bileşik faiz yasağı ayrıca önem taşır. Bununla birlikte hesapta bir tutarın “yapılandırılan bakiye” olarak yazılması üzerinden tek başına faiz ihlali sonucu çıkarılamaz. Bakiyeyi oluşturan kalemlerin ve yeni hesaplamanın incelenmesi gerekir. Ticari krediye ilişkin değerlendirme de tüketici kredisine ait kuralların doğrudan kopyalanmasıyla yapılamaz.

Vadenin uzaması konusunda da tek cümlelik bir kural yeterli olmaz. Borçlunun yeni ödeme tarihleri, kefaletin belirli süreli olup olmadığı ve gerçek kişi kefaleti için kanuni süreler ayrı başlıklardır. Kredi taksitlerinin ileri tarihe bırakılması, kefalet süresinin usulüne uygun şekilde uzatıldığı anlamına gelmez. Bankanın ödeme planı ile kefaletin zaman bakımından kapsamı yan yana kontrol edilmelidir.

Eşin yeniden onayı gerekir mi?

TBK 584’te eş rızası, istisnaları bulunan ayrı bir geçerlilik koşuludur. Genel kural bakımından yazılı rızanın sözleşme kurulmadan önce veya kurulurken verilmesi gerekir. Sonraki değişikliklerde kefilin sorumlu olduğu miktarın artması, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesi ve kefil yararına güvencelerin önemli ölçüde azalması özellikle incelenir. Her taksit değişikliğinde mutlaka yeni eş rızası gerektiği söylenemez.

Aynı şekilde “kredi ticari olduğu için eş rızası hiç aranmaz” demek de geniş bir genellemedir. Kanun, işletme sahibi, şirket ortağı veya yöneticisinin ilgili işletme ya da şirket için verdiği bazı kefaletler dahil belirli istisnalar düzenler. Kişinin hangi sıfatı hangi tarihte taşıdığı ve kredinin ne için kullanıldığı belgelenmelidir. Bir arkadaşın işletmesine kefil olmak, o işletmenin sahibi olmakla aynı durum değildir.

Eş rızası konusu ile kefilin kendi şekle uygun beyanı iki farklı kontroldür. Eşin imzası bulunması, kefilin kendi el yazısıyla yazması gereken unsurlardaki eksikliği gidermez. Kefilin yapılandırmaya imza atması da eş rızasının gerekli olduğu bir durumda bu ayrı koşulu ortadan kaldırmaz. İnceleme her iki kişinin beyanının tarihi ve kapsamı üzerinden yapılmalıdır.

Tüketici kredisine kefil olmakla ticari krediye kefil olmak arasındaki fark

Kredinin tüketici işlemi olup olmadığı öncelikle kullanım amacı ve tarafların konumuyla değerlendirilir. 6502 sayılı Kanun, tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişi olarak tanımlar. Belgede “bireysel” yazması önemli olmakla birlikte işlemin hukuki niteliği yalnızca ürün adına göre belirlenmez. İşletme finansmanı için kullanılan kredi ile kişisel ihtiyaca yönelik kredi aynı çerçevede ele alınmayabilir.

Tüketicinin edimlerine karşı alınan kişisel teminatlar, 6502 sayılı Kanun’un 4/6. maddesi gereğince adları ne olursa olsun adi kefalet sayılır. Bu nedenle sözleşmeye “müteselsil kefil” yazılması, tüketici işlemindeki korumayı kendiliğinden bertaraf etmez. Adi kefalette kefile başvuru koşulları TBK 585 uyarınca değerlendirilir; kanundaki istisnalar nedeniyle “önce mutlaka yıllarca borçlu takip edilir” şeklinde bir sonuç da çıkarılmaz.

Ticari kredilerde kefalet türü ve başvuru koşulları farklı değerlendirilebilir. Ancak ticari işlem olması, gerçek kişi kefilin bütün korumalarının ortadan kalkması demek değildir. Şekil, azami tutar ve sorumluluk kapsamı yine araştırılır. Şirket borcuna ilişkin genel çerçeveyi şirket kefaleti ve kişisel sorumluluk yazısında inceleyebilirsiniz. Buradaki esas konu ise şirketin kendisinden çok, yapılandırma sonrasında kişisel kefilin durumudur.

Gerçek kişi kefaletindeki süre yapılandırmayla yeniden başlar mı?

TBK 598, gerçek kişilerin kefaletinde sözleşmenin kuruluşundan itibaren on yıllık süre öngörür ve uzatma için özel koşullar getirir. Kanundaki bu süre ile kredi taksitlerinin vadesi birbirinden ayrılmalıdır. Borçluya yeni ödeme planı verilmesi, kefilin süresinin otomatik olarak yeniden başladığını göstermez. Yeni kefalet kurulması veya sürenin uzatılması iddiası varsa bu işlemin koşulları ayrıca kontrol edilmelidir.

Süre hesabında ilk kefaletin tarihi, sonradan imzalanan belgeler, kefaletin belirli süreye bağlanıp bağlanmadığı ve hangi tarihte hangi hukuki işlemin yapıldığı önemlidir. Özellikle eski tarihli sözleşmelerde yürürlük ve geçiş hükümleri de değerlendirilir. Yalnızca takvimden on yıl sayarak mevcut bir icra dosyasının kendiliğinden kapanacağını varsaymayın. Sürenin dolmasına ilişkin savunmanın hangi yolla ileri sürüleceği dosyanın aşamasına göre belirlenir.

Bankadan hangi belgeleri istemelisiniz?

İlk amaç çok sayıda evrak toplamak değil, aynı borcun geçirdiği değişimi izlenebilir hale getirmektir. Belgeleri kronolojik sıraya koyun ve her kredi numarasının yanına kullandırım, yapılandırma ve kapanış tarihini yazın. Elinizde yalnızca birkaç sayfa varsa sözleşmenin ekleriyle birlikte tamamını talep edin. Bir imza sayfasının diğer sayfalardan bağımsız incelenmesi, hangi koşulların kabul edildiğini belirsiz bırakabilir.

  1. İlk kredi sözleşmesi ve ekleri: Ürün türü, borçlu, kullandırım amacı ve teminat hükümleri görülmelidir.
  2. Kefalet belgesinin tamamı: Tarih, azami tutar, kefalet türü, el yazıları ve imzalar okunabilir olmalıdır.
  3. Yapılandırma başvurusu ve protokol: Kimlerin hangi sıfatla imzaladığı ve eski borca ilişkin açıklamalar belirlenmelidir.
  4. Eski ve yeni ödeme planları: Vade, faiz, taksit ve toplam tutar aynı tabloda karşılaştırılmalıdır.
  5. Ayrıntılı hesap hareketleri: Yeni para kullandırımı, kapatma kaydı, mahsuplar ve yapılan ödemeler izlenmelidir.
  6. İhtarlar ve tebliğ belgeleri: Hem borçluya hem kefile gönderilen bildirimler, teslim kayıtlarıyla birlikte saklanmalıdır.
  7. Güvence ve rıza belgeleri: İpotek, rehin, eş rızası, limit artışı ve sonradan verilen kişisel güvenceler görülmelidir.
  8. Varsa icra dosyası: Takip talebi, ödeme emri, borç hesabı ve dosyaya yapılan tahsilatlar birlikte değerlendirilmelidir.

Bankaya başvurunuzda yalnızca “borcum var mı?” diye sormak yerine hangi kredi sözleşmesi nedeniyle, hangi kefalet belgesine dayanılarak ve hangi kalemler için sorumlu tutulduğunuzu sorun. Talebinizin tarihini ve bankanın verdiği yanıtı saklayın. Hukuki inceleme için paylaşacağınız kopyalarda işlemle ilgisiz kişisel verileri kapatabilirsiniz; fakat tarih, imza alanı ve borç kalemleri gibi değerlendirme için gerekli bölümleri okunur bırakın.

Üç varsayımsal örnekte değerlendirme nasıl değişir?

Örnek 1: Kalan borç aynı, taksit sayısı değişiyor

Bir kişinin arkadaşının kredisine 200.000 TL sınırla kefil olduğunu düşünelim. Kalan borç yeni para kullandırılmadan daha fazla taksite bölünüyor. Bu durumda sırf taksit sayısı arttı diye kefaletin bittiği söylenemez. İlk kefaletin geçerliliği ve kapsamı, değişikliğin sorumluluğa etkisi ve kefalet süresi araştırılır. Yeni toplam ödeme rakamı da doğrudan kefilin borcu olarak kabul edilmez; tutarın hangi kalemlerden oluştuğu belirlenir.

Örnek 2: Eski kredi kapanıyor, ek para da veriliyor

Başka bir olayda yeni krediyle eski bakiye tasfiye edilirken borçluya ayrıca nakit ödeme yapılmış olsun. Kefil yeni belgede yer almıyor. Burada eski borcun gerçekten sona erip ermediği, yeni kullandırımın hangi sözleşmeye dayandığı ve önceki kefaletin bu borcu kapsayıp kapsamadığı incelenir. Ek paranın eski kefalet kapsamına otomatik girdiği de kefilin bütün sorumluluğunun mutlaka sona erdiği de belgeler görülmeden ileri sürülmemelidir.

Örnek 3: Kefil yeni protokolü imzalıyor, teminat kaldırılıyor

Üçüncü olayda kefil yapılandırma protokolünü imzalamış, ancak aynı işlemde borçlunun verdiği ipotek kaldırılmış olsun. İnceleme yalnızca imzaya indirgenmez. Yeni üst sınırın şekle uygunluğu, varsa eş rızası ve güvencenin kaldırılmasının kefile etkisi değerlendirilir. TBK 592’nin güvencelerin azaltılmasına ilişkin koşulları da gündeme gelebilir. Her güvence değişikliği otomatik tam kurtuluş sağlamaz; işlemin niteliği ve sonuçları ayrıştırılır.

Bu örnekler mahkeme kararı veya gerçek danışan dosyası değildir. Amaç, aynı “yapılandırma” kelimesinin neden farklı değerlendirmeler gerektirdiğini göstermektir. Somut dosyada tutarlar, tarihler, tarafların sıfatı ve belgelerdeki ifadeler sonucu değiştirebilir. Özellikle birden fazla kredi ve birden fazla kefil varsa her borç ayrı satırda incelenmelidir.

Kefile ödeme emri gelirse hangi sırayla hareket edilmeli?

Önce gelen belgenin türünü ve tebliğ tarihini belirleyin. Banka ihtarı, genel haciz yoluyla ödeme emri, kambiyo takibine ilişkin belge ve dava dilekçesi aynı işlemler değildir. İtirazın yapılacağı yer, süresi ve etkisi takip türüne göre değişebilir. Telefonla banka görevlisine yapılan açıklamanın dosyaya usulüne uygun itiraz yerine geçtiğini varsaymayın.

Sonraki adım, takipte istenen rakamı sözleşmelerle eşleştirmektir. Talep ilk krediye mi, yapılandırma kredisine mi, başka bir karta mı dayanıyor? Yapılan ödemeler düşülmüş mü? Kefalet üst sınırı ve tarihleri doğru mu? Bu sorular, itiraz veya menfi tespit gibi hukuki yolların değerlendirilmesine yardımcı olur. Uygun yol, dosyanın durumu görülmeden tek bir kalıpla belirlenemez.

Borç ödemesi üzerinde anlaşılacaksa ödemenin hangi krediye ve hangi dosyaya mahsup edileceğini yazılı olarak netleştirin. İndirimli ödeme, kalan borç, diğer kefiller ve dosya giderleri konusunda belirsizlik bırakmayın. Tahsilatın icra dosyasına yansıması ayrıca izlenmelidir. Bu aşama için alacaklıya ödeme yapıldıktan sonra icra dosyasının kapatılması konusundaki açıklamalar da yol gösterici olabilir.

Kefil sıfatıyla ödeme yaptıysanız asıl borçluya bildirim ve geri isteme hakları da değerlendirilmelidir. TBK 596 ve 597, ödeme yapan kefilin alacaklının haklarına geçmesi ve bildirim yükümlülüğü yönünden önem taşır. Dekontu saklamakla yetinmeyin; ödemenin hangi borcu ne ölçüde kapattığını gösteren hesap dökümünü ve haklarınızı kullanmanız için gerekli belgeleri de isteyin.

Sık sorulan sorular

Benim haberim olmadan kredi yapılandırılmış. Kefaletim biter mi?

Haberinizin olmaması tek başına yeterli değildir. Eski borcun devam edip etmediği, yeni bir borç doğup doğmadığı ve sorumluluk artırıcı değişikliklerin geçerliliği kontrol edilir. İmzanızın bulunmadığı belgeyi ilk sözleşmeyle birlikte değerlendirmek gerekir.

Yeni yapılandırmaya imza atmadım; banka yine de ödeme isteyebilir mi?

Banka talepte bulunabilir; talebin haklı olup olmadığı ayrı konudur. Mevcut kefaletin kapsamı, borcun kaynağı ve kefile başvuru koşulları araştırılır. Yazılı talep gelmesi borcun kesinleştiği anlamına gelmez; fakat usul süreleri önemlidir.

Krediye eklenen yeni tutardan da sorumlu muyum?

Ek kullandırımın hangi sözleşmeye dayandığı ve geçerli kefaletinizin kapsamına girip girmediği belirlenmelidir. İlk kefalet limitinin yüksek olması, her yeni borcu kendiliğinden kapsamaz. Sorumluluk artırıcı değişiklikler yönünden şekil koşulları da kontrol edilir.

Eşim ilk sözleşmeye onay vermişti. Yeni imza gerekir mi?

Değişikliğin türüne ve TBK 584’teki istisnalara bağlıdır. Miktar artışı, kefalet türünün değişmesi veya güvencelerin önemli ölçüde azalması ayrı incelenir. İlk rızanın her sonraki işlemi koşulsuz kapsadığı varsayılmamalıdır.

Tüketici kredisi sözleşmesinde müteselsil kefil yazıyor. Bu kesin mi?

Tüketici işlemlerinde tüketicinin edimine karşı alınan kişisel teminatlar kanunen adi kefalet sayılır. Sözleşmedeki başlık tek başına belirleyici değildir. Önce işlemin gerçekten tüketici işlemi olup olmadığı ve başvuru koşulları değerlendirilir.

Bankadan belge istersem icraya itiraz sürem durur mu?

Hayır, bankaya bilgi veya belge başvurusu yapmanız icra dosyasındaki süreyi kendiliğinden durdurmaz. Gelen belgenin türü ve tebliğ tarihi hemen kontrol edilmeli; uygun itiraz, şikâyet veya dava yolu ayrıca değerlendirilmelidir.

Hukuki kaynaklar

Kaynak kontrol tarihi: 17 Ekim 2026.

Bu içerik genel bilgilendirme içindir. Kefaletin devamı ve talep edilebilecek tutar; sözleşmelerin tarihi, kredi türü, yapılandırmanın içeriği ve dosyanın aşaması dikkate alınarak belirlenir.



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir