Arabuluculukta Anlaştık, İşveren Taksiti Ödemedi: Ne Yapabilirim?

·

·

Arabuluculukta kararlaştırılan taksiti işveren ödemezse, anlaşmanın niteliği ve vade koşulları incelenerek tahsil yoluna başvurulabilir. İlk kontrol, belgenin doğrudan ilam niteliğinde olup olmadığı veya icra edilebilirlik şerhi gerektirip gerektirmediğidir. Ardından ödenmeyen taksit, varsa kalan borcu muaccel kılan hüküm, yapılmış ödemeler ve faiz ayrı hesaplanır. Her anlaşma, imzalandığı anda şerhsiz ilamlı icraya elverişli değildir.

İşçi ile işverenin bir ödeme planında anlaşması, paranın mutlaka ödeneceği anlamına gelmez. İlk taksitin zamanında yatıp ikinci taksitin gecikmesi veya toplam borcun bir bölümünün ödenmesi mümkündür. Böyle bir durumda yeni bir işçilik alacağı davasını otomatik olarak başlatmak yerine, mevcut anlaşmanın neyi düzenlediği ve nasıl uygulanabileceği değerlendirilmelidir.

Bu yazı, Türkiye’de işçi ve işveren arasında arabuluculuk sonunda düzenlenen ödeme anlaşmalarına odaklanır. Sıradan bir borç kabul yazısı, arabuluculuk son tutanağı ve ayrıntılı anlaşma belgesi aynı şey değildir. Özellikle işe iade, temsil yetkisi veya geçerlilik tartışması bulunan dosyalarda, yalnızca belgenin başlığına bakarak takip yolu seçilmemelidir.

İlk olarak hangi belgeyi imzaladığınızı belirleyin

Arabuluculuk sürecinde birden fazla belge düzenlenmiş olabilir. Görüşmelerin nasıl sonuçlandığını gösteren son tutanak, tarafların anlaşma şartlarını içeren belge ve ödeme planını gösteren ekler birlikte okunmalıdır. Son tutanakta yalnızca “anlaşma sağlandı” yazması, hangi tutarın hangi tarihte ödeneceğini tek başına açıklamayabilir. Taksitleri içeren ek sayfanın anlaşmayla bağlantısı ve imzaları da kontrol edilmelidir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesi, anlaşmanın kapsamının taraflarca belirleneceğini düzenler. Bu nedenle görüşmede sözlü olarak konuşulduğu hatırlanan her ayrıntının imzalı metinde de bulunduğu varsayılamaz. Özellikle “ilk ödeme yapılmazsa bütün borç istenir” veya “faiz alınmayacak” gibi ifadelerin belgeye nasıl geçirildiğine bakılmalıdır.

Belgede borçlu işverenin doğru unvanı önem taşır. İşyerinin tabelası, şirketin ticaret unvanı ve kişinin günlük dilde “patron” diye anılması birbirinden farklı olabilir. Takip, anlaşmada borç üstlenen doğru kişi veya tüzel kişiye yöneltilmelidir. Bir şirketin borcu, yöneticisinin kişisel borcuymuş gibi ele alınamaz; ayrıca üstlenilmiş bir sorumluluk varsa bu da kendi koşullarıyla incelenir.

Her arabuluculuk anlaşması şerhsiz icraya konulabilir mi?

Hayır. 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesinin dördüncü fıkrası, kanunen ayrıca şerh alınmasının zorunlu olduğu hâller saklı olmak üzere, tarafların, avukatlarının ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesine şerh aranmaksızın ilam niteliği tanır. İş uyuşmazlığında yalnızca “arabulucu imzalamış” denilmesi bu koşulları karşılamaz.

İşçinin avukatsız katıldığı, işverenin temsilci aracılığıyla bulunduğu veya imzaların farklı sayfalarda yer aldığı durumlarda belge ayrıntılı incelenmelidir. Tarafların görüşmeye katılabilmesi ile belgenin doğrudan ilam niteliği kazanması ayrı sorulardır. İşverenin yazılı olarak yetkilendirdiği çalışanının görüşmelere katılabilmesine ilişkin 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesi, her belgenin otomatik olarak şerhsiz icra edileceği anlamına gelmez.

Avukatın imzası bulunuyorsa temsil yetkisi de gözden geçirilmelidir. İmzaların bulunması, belirsiz bir ödeme cümlesini kendiliğinden uygulanabilir hâle getirmez. Alacaklı, borçlu, ödenecek tutar ve edimin koşulları anlaşılabilir olmalıdır. Takip hazırlığında belgenin biçimi ile içeriği ayrı ayrı kontrol edilir.

Belgede görülen durum Kontrol edilecek konu Olası sonraki adım
Taraflar, avukatları ve arabulucu birlikte imzalamış Kanuni imza koşulları, temsil yetkisi ve icraya elverişli içerik Koşullar varsa şerhsiz ilamlı takip değerlendirilir.
Taraflar ve arabulucu imzalamış, avukat imzaları yok İlam niteliği için şerh gerekip gerekmediği Uygun mahkemeden icra edilebilirlik şerhi talebi incelenir.
Yalnızca anlaşmayla sonuçlandığını gösteren son tutanak var Ödeme şartlarını içeren anlaşma ve eklerin bulunması Tam belge seti temin edilir; salt başlığa dayanılarak takip seçilmez.
Vadesi gelmiş bir taksit ödenmemiş Geciken tutar ve önceki ödemeler İstenebilir kalan tutar belirlenir.
Gelecek taksitler de talep edilmek isteniyor Geçerli muacceliyet hükmü ve gerçekleşme koşulları Bütün bakiyenin istenebilir olup olmadığı ayrıca incelenir.

İcra edilebilirlik şerhi gerekiyorsa nasıl ilerlenir?

Şerh, arabuluculuk anlaşmasının cebri icraya elverişliliği bakımından mahkemeden istenen değerlendirmedir. 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre, dava açılmadan önceki arabuluculuk anlaşmasında şerh, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Dava görülürken arabuluculuğa başvurulmuşsa, talep davanın görüldüğü mahkemeye yöneltilir.

Mahkemenin incelemesi, anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır. Bu işlem, ücret ve tazminat kalemlerinin baştan hesaplandığı yeni bir işçilik alacağı yargılaması gibi düşünülmemelidir. Eksik bir ödeme planını, tarafların hiç kararlaştırmadığı tutar veya vadeler ekleyerek tamamlama yolu değildir.

Başvuruya imzalı anlaşmanın tamamı, ekler ve gerekli kimlik veya temsil belgeleri hazırlanır. Şerh içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır. Ancak şerhin alınması da para hesaba yatmış gibi sonuç doğurmaz; uygun takip işlemleri ve fiilî tahsil aşaması ayrıca yürütülür. İşverenin mali durumu, haczedilebilir malvarlığı ve varsa başka hukuki engeller tahsili etkileyebilir.

Bir taksit gecikince bütün kalan borç istenebilir mi?

Bu sorunun cevabı anlaşmanın metnine bağlıdır. Her taksit için ayrı ödeme günü kararlaştırılmış ve ayrıca bir muacceliyet düzenlemesi yapılmamışsa, tek taksitin gecikmesi gelecekteki bütün taksitlerin otomatik olarak vadesinin geldiği anlamına gelmez. Vadesi gelen tutar ile henüz ödeme günü gelmeyen bakiye ayrı gösterilmelidir.

Muacceliyet, borcun istenebilir hâle gelmesidir. Anlaşmada, belirli bir taksidin zamanında ödenmemesi durumunda kalan borcun da muaccel olacağı yazılmış olabilir. Böyle bir hüküm bulunduğunda bile hangi gecikmenin sonuç doğurduğu, ek süre veya bildirim gerekip gerekmediği ve kısmi ödemenin etkisi incelenmelidir. Hükmü özetleyen tek bir mesaj yerine, tam cümle ve bağlı olduğu diğer maddeler okunmalıdır.

“Bir taksit aksarsa kalan borç muaccel olur” ile “yazılı bildirime rağmen belirtilen sürede ödenmezse kalan borç muaccel olur” aynı düzenleme değildir. İkinci durumda bildirimin yapılması ve ulaşması önem taşıyabilir. Takipte bütün bakiyenin talep edilmesi planlanıyorsa muacceliyet koşulunun gerçekleştiğini gösteren belgeler hazır olmalıdır.

İşverene yeniden ihtar göndermek zorunlu mu?

Her dosyada ayrı bir noter ihtarının zorunlu olduğu söylenemez. Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinde, muaccel borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmesi genel kuraldır. Bunun yanında ifa gününün birlikte belirlenmiş olması gibi durumlarda, günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşebilir. Bu nedenle açık tarih içeren taksit planı ile belirsiz ödeme sözü farklı değerlendirilir.

Anlaşma ayrıca belirli bir bildirim biçimini veya ek ödeme süresini öngörmüş olabilir. Kanundaki genel kurala bakıp bu özel metni yok saymak doğru değildir. Bildirim gerekli olmasa bile işverenden yazılı ödeme açıklaması istemek, son ödemenin hangi kaleme sayıldığını netleştirebilir. Bununla birlikte yazışmayı sürdürmek, takip ve süre değerlendirmesini ertelemeye gerekçe yapılmamalıdır.

İhtarın içeriğinde anlaşmanın tarihi, ödenmeyen taksit, vade ve alınan kısmi ödemeler açık yazılmalıdır. “Bütün haklarımı istiyorum” şeklindeki genel ifade yerine, talebin dayanağı somutlaştırılmalıdır. Yeni bir vade veya indirim önerisine cevap verirken mevcut anlaşmanın hangi hükümlerinin değiştirildiği de açıklanmalıdır.

Kısmi ödeme yapıldıysa kalan tutarı nasıl hesaplarsınız?

İşverenin ödeme yapmadığı söylenmeden önce banka hareketleri kontrol edilmelidir. Ödeme farklı bir hesap üzerinden gelmiş, bir taksit iki parçada yatırılmış veya dekont açıklamasında başka bir dönem belirtilmiş olabilir. Her hareketi anlaşma planıyla eşleştirmek, hem eksik talebi hem de ödenmiş paranın yeniden istenmesini önler.

Bir tablo hazırlayıp taksit numarasını, vadesini, kararlaştırılan tutarı, gerçekleşen ödeme gününü ve gelen bedeli ayrı sütunlara yazın. Toplam bakiye ile bugün vadesi gelmiş bakiye aynı sütunda gösterilmemelidir. Muacceliyet hükmü varsa, onun gerçekleşme tarihini ayrıca not edin. Böylece hangi rakamın hangi belgeye dayandığı izlenebilir.

Faiz ve gider bulunuyorsa her kısmi ödemenin doğrudan ana paradan düşüldüğünü varsaymayın. TBK’nin 100-102. maddelerindeki mahsup düzenlemeleri, yapılan açıklamalar ve anlaşma hükümleri birlikte değerlendirilir. Ayrıca brüt tutar ile net ödemeyi karıştırmayın. Anlaşmada vergi veya diğer kesintilerin nasıl ele alındığı anlaşılmadan, banka hesabındaki farkın tamamını ödenmemiş taksit saymak hesap hatasına yol açabilir.

Faiz hangi tarihten ve hangi tutardan istenir?

Faiz değerlendirmesinde üç ayrı nokta vardır: faizin hukuki dayanağı, hangi tarihte işlemeye başladığı ve uygulanacak oran. Anlaşmada gecikme faizi açıkça düzenlenmiş olabilir. Düzenlenmemişse alacağın niteliği, temerrüt koşulları ve uygulanacak mevzuat incelenir. Metin görülmeden bütün dosyalara tek bir oran veya başlangıç tarihi vermek doğru değildir.

İşçilik alacağı görüşülürken daha önce gündeme gelen faiz türünün, sonradan düzenlenen taksit anlaşmasında aynen ve otomatik devam ettiğini varsaymayın. Anlaşmanın faiz, ibra, indirim ve temerrüt hükümleri birlikte okunmalıdır. Aynı dönem için hem anlaşmaya dahil edilmiş bir faiz tutarını hem de ayrıca hesaplanan aynı faizi istemek mükerrer talep doğurabilir.

Her taksidin vadesi farklıysa, faiz hesabının başlangıcı da farklılaşabilir. Kalan borcun tamamını muaccel kılan hüküm varsa, bu sonucun tarihi ayrıca ele alınır. Kısmi ödeme günleri hesabı etkiler. Bu nedenle ana para, işlemiş faiz ve takip giderleri mümkün olduğunca ayrı gösterilmeli; güncel oranlar takip tarihindeki mevzuattan doğrulanmalıdır.

Yeni işçilik alacağı davası mı, mevcut anlaşmanın icrası mı?

Geçerli bir arabuluculuk anlaşmasıyla üzerinde anlaşılan hususlar için 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesindeki dava açma yasağı dikkate alınmalıdır. İşverenin taksiti ödememesi, işçiye her durumda eski hesapları baştan açıp aynı alacakları yeniden dava etme imkânı vermez. İlk inceleme, anlaşmayla üstlenilen ödeme borcunun hangi yolla tahsil edilebileceğine yönelmelidir.

Buna karşılık anlaşmanın geçerliliği, imza veya kapsamı tartışmalıysa farklı hukuki sorunlar doğabilir. Baskı, aldatma veya sahte imza iddiası ile yalnızca taksidin gecikmesi aynı şey değildir. Böyle bir iddianın hangi yolla ve sürede ileri sürülebileceği, somut olayın belgeleri üzerinden ayrıca belirlenmelidir. Her ödeme gecikmesi anlaşmayı kendiliğinden geçersiz kılmaz.

7036 sayılı Kanun’un 3. maddesi işçi ve işveren alacağı davaları bakımından dava şartı arabuluculuğu düzenler. Bu dava koşulu, ilam niteliğindeki belgenin icrası ile aynı işlem değildir. Anlaşma sonrası tahsil için mutlaka yeniden arabuluculuğa gidilmesi gerektiği şeklinde genel bir kural kurulamaz. Seçilecek yol, belgenin niteliğine ve ileri sürülen talebe göre belirlenir.

Henüz arabuluculuk anlaşması yapılmamış ve çalışma devam ederken ücret sorunu yaşanıyorsa, çalışırken ödenmeyen maaşın talep edilmesi hakkındaki açıklamalar başlangıç aşamasını ele alır. Buradaki konu ise kurulmuş bir anlaşmanın ödeme planının aksamasıdır.

İlamlı takip hazırlığında hangi belgeler gerekir?

İlam niteliğindeki ve icraya elverişli bir ödeme belgesi bakımından ilamlı takip gündeme gelebilir. İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların icrasına ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde belge ve talep birlikte değerlendirilir. Alacak miktarı ve koşulları, takip talebine anlaşmayı aşacak biçimde taşınmamalıdır. Örneğin belge para borcu yerine yalnızca ileride görüşülecek bir hesabı anlatıyorsa ayrı inceleme gerekir.

  • Arabuluculuk anlaşmasının imzalı veya hukuken kullanılabilir tam nüshası ve ekleri.
  • Arabuluculuk son tutanağı ve dosyayı belirlemeyi sağlayan bilgiler.
  • Varsa icra edilebilirlik şerhi ve ilgili mahkeme evrakı.
  • İşverenin doğru kimliği, şirket unvanı ve temsil belgeleri.
  • Taksitlerin vade ve tutarlarını gösteren ödeme çizelgesi.
  • Yapılmış bütün ödemelerin banka kayıtları ve açıklamaları.
  • Muacceliyet veya temerrüt için önem taşıyan yazılı bildirimler ve ulaşma kayıtları.
  • Ana para, faiz ve daha önce ödenmiş kalemleri ayıran hesap dökümü.

İcra dosyası açıldıktan sonra işverenin doğrudan işçiye ödeme yapması mümkündür. Böyle bir ödeme saklanmamalı, dosya hesabında dikkate alınmalıdır. Ödemenin ana para, faiz ve giderlerden hangilerini karşıladığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Alacaklıya doğrudan ödeme ve icra dosyasının kapatılması rehberi, banka transferi ile dosyanın usulen kapanmasının neden ayrı işlemler olduğunu açıklar.

İşe iade anlaşmaları neden ayrıca incelenir?

İşe başlatma konusunda yapılan arabuluculuk anlaşması, yalnızca kıdem ve ücret borcunun taksitlendirilmesinden farklıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinde, bu anlaşmada işe başlatma tarihinin, çalıştırılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer hakların parasal miktarının ve işe başlatmama hâlindeki tazminatın parasal miktarının belirlenmesi öngörülür. Bu unsurlar belirlenmezse anlaşma sağlanamamış sayılmasına ilişkin özel kural vardır.

Dolayısıyla “işveren taksiti ödemedi” denilen bir belgede önce borcun hangi koşula bağlandığına bakılmalıdır. İşe başlama, işe başlatılmama veya belirli tarihte hazır bulunma gibi olaylar ödeme yükümlülüğünü etkileyebilir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamamasının özel sonuçları da vardır. Sadece ödeme tablosuna bakılarak işe iade belgesi sıradan bir para anlaşmasına çevrilmemelidir.

İşe iade taleplerinde özel başvuru süreleri bulunduğu için, belgenin bu niteliği dosya incelemesinin başında belirtilmelidir. Anlaşmanın geçerli kurulup kurulmadığı ve hangi sonucun doğduğu değerlendirilmeden, aylarca yalnızca ödeme hatırlatması göndermek hakların korunması açısından yeterli olmayabilir.

İki varsayımsal örnek

Örnek 1: Üç taksitten ikincisi ödenmedi, muacceliyet hükmü yok

Ayşe ile işveren, toplam 150.000 TL’nin üç ayrı tarihte 50.000 TL olarak ödenmesinde anlaşmıştır. İlk taksit ödenmiş, ikinci taksidin vadesi geçmiş, üçüncünün ödeme günü henüz gelmemiştir. Anlaşmada kalan borcun erkenden istenmesini sağlayan başka bir hüküm bulunmadığı varsayılırsa, bugün vadesi gelen ödenmemiş tutar ile gelecekte ödenecek tutar ayrı ele alınır.

Bu örnekte ilk 50.000 TL yeniden talep edilmez. İkinci taksidin gecikmesi nedeniyle üçüncü taksidin de otomatik olarak istenebilir olduğu kabul edilmez. Belgenin imzaları ve şerh ihtiyacı incelendikten sonra uygun tahsil yolu belirlenir. Örnek yalnızca ana para ayrımını gösterir; faiz ve gider hesabı ayrıca yapılır.

Örnek 2: Kalan borç için muacceliyet koşulu ve kısmi ödeme var

Mehmet’in anlaşmasında, taksidin belirlenen sürede tam ödenmemesi ve yazılı bildirime rağmen verilen ek sürede eksik kalanın tamamlanmaması hâlinde kalan borcun muaccel olacağı düzenlenmiştir. İşveren taksidin bir bölümünü ödemiştir. Böyle bir metinde sadece banka hesabındaki eksikliği göstermek, bütün bakiyeyi istemek için tek başına yeterli değerlendirme değildir.

Önce hükmün geçerliliği, bildirim koşulu, ulaşma kaydı ve ek sürenin dolması incelenir. Ayrıca alınan para hesaptan düşülür; mahsup koşulları dikkate alınır. Şartlar gerçekleşmişse kalan borcun istenebilirliği buna göre değerlendirilir. Bu varsayımsal örnek, her anlaşmada ek süre bulunduğu veya aynı bildirim metninin kullanılacağı anlamına gelmez.

Sık sorulan sorular

1. İşveren arabuluculuk taksidini ödemezse anlaşma iptal olur mu?

Ödeme gecikmesi tek başına her anlaşmayı kendiliğinden iptal etmez. Önce metindeki ödeme, temerrüt ve varsa geçerlilikle ilgili hükümler incelenir. Tahsil sorunu ile anlaşmanın geçersizliğine ilişkin iddia ayrı değerlendirilmelidir. Aynı alacakları baştan dava etmek yerine mevcut belgenin uygulanma yolu kontrol edilir.

2. Avukat olmadan imzaladığım anlaşma geçersiz midir?

Avukatın bulunmaması tek başına her arabuluculuk anlaşmasını geçersiz yapmaz. Ancak belgenin geçerli olması ile şerhsiz ilam niteliğinde sayılması aynı değildir. İmzalar ve içerik incelenerek icra edilebilirlik şerhi gerekip gerekmediği belirlenir. Belgenin tamamını görmeden kesin takip önerisi verilemez.

3. Tek taksit gecikince bütün bakiyeyi icraya verebilir miyim?

Her zaman değil. Henüz vadesi gelmeyen taksitler için geçerli bir muacceliyet düzenlemesi veya başka hukuki dayanak bulunup bulunmadığı incelenir. Hüküm varsa gerçekleşmesi gereken bildirim ve süre koşulları kontrol edilir. Daha önce alınan ödemeler de talepte mutlaka dikkate alınmalıdır.

4. Takipten önce mutlaka noter ihtarı göndermeli miyim?

Her dosya için böyle bir zorunluluk kurulamaz. Açık vade, temerrüt kuralları ve anlaşmanın özel bildirim hükümleri birlikte değerlendirilir. İhtarın gerekli olduğu bir koşul varsa buna uyulmalıdır. Ödeme hatırlatması göndermek, doğru takip yolunu ve süre kontrolünü tek başına karşılamaz.

5. Arabulucu işverenden parayı alıp bana vermek zorunda mı?

Arabulucunun görevi uyuşmazlığın görüşülmesine ve anlaşma sürecine ilişkindir; arabulucu kendiliğinden icra organı hâline gelmez. Taksit ödenmediğinde gerekli belgelere ulaşılması ve doğru tahsil yolunun değerlendirilmesi gerekir. Arabulucuya haber verilmesi, icra başvurusu veya fiilî tahsil yerine geçmez.

6. İşveren takipten sonra para gönderirse ne yapmalıyım?

Ödemenin tarihini, tutarını ve açıklamasını saklayın; dosya hesabında dikkate alınmasını sağlayın. Ana para ödemesi ile faiz ve takip giderlerinin tamamen kapanması aynı olmayabilir. Ödenmiş tutarın tekrar istenmemesi ve dosyanın doğru kapanması için güncel hesap çıkarılmalıdır.

Hukuki kaynaklar

Mevzuat kontrol tarihi: 18 Ekim 2026. Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır. Somut anlaşmanın imzaları, vade hükümleri, ödeme kayıtları ve mevcut tebligatlar üzerinden ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir