Miras Kalan Evde Sağ Kalan Eş Oturuyorsa Diğer Mirasçılar Ne Yapabilir?

·

·

Miras kalan evde sağ kalan eş oturuyorsa diğer mirasçılar paylaşma ve kullanım haklarını ileri sürebilir. Ancak eşin, aile konutunun kendisine özgülenmesini isteme hakkı ayrıca incelenmelidir. Sağ kalan eş, miras kalan konut üzerinde kendiliğinden tam malik olmaz; diğer mirasçılar da yalnız mirasçılık belgelerini göstererek eşi hemen evden çıkaramaz. Çözüm, tapuya, mal rejimine, konutun niteliğine ve ileri sürülen taleplere bağlıdır.

İlk soru: Ev gerçekten mirasın içinde mi?

“Babamın evinde annem oturuyor” veya “Eşimin çocukları evi satmak istiyor” denildiğinde ilk incelenecek belge güncel tapu kaydıdır. Evin kimin adına olduğu, hangi tarihte ve hangi yolla edinildiği, üzerinde ipotek veya başka bir hak bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Aile içinde evin bir kişiye ait olduğunun düşünülmesi, tapudaki durumla her zaman örtüşmez.

Konutun tamamı ölen eşe aitse taşınmaz terekeye girebilir. Konut ölümden önce zaten sağ kalan eşin mülkiyetindeyse, yalnız eşin ölümü nedeniyle bu ev diğer mirasçıların ortak malı hâline gelmez. Ölen eşin taşınmazda yalnız belirli bir payı bulunuyorsa mirasa giren de kural olarak o haktır. Üçüncü kişinin payı, aile konutu olduğu gerekçesiyle kendiliğinden ortadan kaldırılamaz.

Eşler evde kiracı olarak yaşıyorsa farklı bir durum vardır: Evin mülkiyeti terekeye girmez. Kiracılık ilişkisinin devamı ve konutta kalan kişinin sözleşmedeki konumu, kira hükümleri üzerinden değerlendirilir. Kiradaki bir daire hakkında mirasçılara karşı evin mülkiyetinin özgülenmesi talebinde bulunmak doğru hukuki yol değildir.

Sağ kalan eşin miras payı ile konutta oturma hakkı aynı değildir

Sağ kalan eşin yasal miras oranı, birlikte mirasçı olduğu kişilere göre değişir. Örneğin mirasbırakanın çocukları veya onların yerini alan altsoyu ile birlikte mirasçı olduğunda eşin yasal payı dörtte birdir. Ancak bu oran, evin belirli bir odasının veya katının eşe ait olduğu anlamına gelmez. Ayrıca her dosyada tek malın ev olduğu varsayımı yapılamaz.

Birden fazla mirasçı varsa paylaşmaya kadar miras ortaklığı söz konusudur. Elbirliği mülkiyetinde mirasçılık oranları bulunsa da her mirasçının belirli taşınmaz üzerinde bağımsızca tasarruf edebileceği ayrı bir tapu hissesi varmış gibi hareket edilmez. Tapunun sonradan paylı mülkiyete çevrilmesi ise ayrıca değerlendirilmelidir. Paylı mülkiyette de soyut pay, belirli odaya karşılık gelmez.

Bu nedenle üç ayrı soruyu birbirinden ayırmak gerekir: Eşin net terekedeki miras payı nedir? Mal rejiminin tasfiyesinden doğan ayrıca bir alacağı var mıdır? Konutun mülkiyeti veya kullanımı bakımından özel bir özgüleme talebi ileri sürülebilir mi? Oran hesabında bir sorun varsa miras payının eksik hesaplanması hakkındaki açıklamalar da yardımcı olabilir.

TMK 240 ile TMK 652 arasındaki temel fark

Sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki taleplerinde en sık karıştırılan iki düzenleme Türk Medeni Kanunu’nun 240 ve 652. maddeleridir. İkisi de eşin barınmasıyla ilgili olabilir; fakat mahsup edilen hak ve başlangıçtaki çözüm farklıdır. Aynı konutun söz konusu olması, taleplerin aynı dava veya aynı hesap olduğu anlamına gelmez.

İncelenen konu TMK 240 TMK 652
Hukuki alan Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi Mirasın paylaşılması
Mahsup edilecek hak Sağ kalan eşin katılma alacağı Sağ kalan eşin miras hakkı
Konut için başlangıçtaki talep İntifa veya oturma hakkı; gerekli durumda bedel eklenmesi Mülkiyetin miras hakkına mahsup edilerek özgülenmesi
Haklı sebepler bulunursa İntifa veya oturma yerine mülkiyet tanınması Mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınması
Görev yönünden temel ayrım Aile mahkemesi Sulh hukuk mahkemesi

Tablo bir dosyada bütün koşulların gerçekleştiğini göstermez. Mal rejiminin türü, edinme tarihi ve alacağın varlığı ayrıca araştırılır. Mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığına ilişkin bir sözleşme varsa ilgili rejimin özel hükümleri devreye girebilir. Her evlilikte doğrudan TMK 240 uygulanacağı kabul edilemez.

Katılma alacağı neden doğrudan tapu payı değildir?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde bir evin evlilik içinde alınmış olması, eşlerin tapuda otomatik olarak yarı yarıya malik olması sonucunu doğurmaz. Katılma alacağı kural olarak mal rejimi hesabından kaynaklanan bir alacaktır. Malın kişisel mi edinilmiş mi olduğu, borçları, değer artışları ve tarafların başka alacakları hesabı değiştirebilir. “Önce evin yarısı eşindir” şeklindeki genel bir kabul her dosyada doğru olmaz.

TMK 240, koşulları oluştuğunda bu alacağın aile konutu üzerinde belirli bir hak tanınarak karşılanmasını mümkün kılar. Düzenleme, sağ kalan eşin eski yaşantısını sürdürebilmesi amacıyla ölen eşe ait ve birlikte yaşanılan konutu esas alır. Bu nedenle sırf eşin bir alacağı olması, mirasbırakanın bütün taşınmazlarından istediğini bu yolla edinmesine imkân vermez.

Aile konutunun eşe özgülenmesi ne anlama gelir?

Özgüleme, aile konutunun paylaşma veya tasfiye sırasında kanunun öngördüğü koşullarla belirli hak sahibine bırakılmasıdır. TMK 652, tereke içinde eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası varsa, sağ kalan eşin bunların mülkiyetini miras hakkına mahsup edilerek istemesine imkân tanır. Buradaki talep, eşe bütün miras payından ayrı ve bedelsiz bir ev verilmesi anlamına gelmez.

Konutun ekonomik değeri hesapta dikkate alınır. Sağ kalan eş konutu aldığında diğer tereke malları üzerindeki hakkının da nasıl karşılanacağı belirlenir. Konutun değeri miras payını aşıyorsa farkın karşılanması gündeme gelir. Terekenin başka malları, borçları ve eşin ayrıca mevcut alacakları bu dengeyi etkiler. Sadece emlak ilanlarına bakılarak tek bir bedel üzerinden kesin paylaşma yapılamaz.

Özgüleme, talebe bağlı bir haktır. Konutta oturmaya devam etmek, tek başına özgüleme başvurusu yapılmış veya kabul edilmiş sayılmaz. Aile konutunu koruyan bir şerhin varlığı da mülkiyetin tamamının eşe geçtiğini göstermez. Tapu kaydındaki her şerh, intifa, oturma hakkı ve mahkeme kararı kendi içeriğiyle okunmalıdır.

Varsayımsal örnek: Miras payını aşan konut değeri

Bu örnek yalnız hesap mantığını göstermek içindir. Mal rejimi alacakları ve tereke borçları çözüldükten sonra net mirasın 8 milyon TL olduğunu varsayalım. Mirasçılar sağ kalan eş ile iki çocuk olsun; miras oranlarını değiştiren başka bir işlem bulunmasın. Eşin yasal miras payı 2 milyon TL, çocukların toplam payı 6 milyon TL olur.

Aile konutunun hesapta esas alınan değeri 3 milyon TL, diğer malların değeri 5 milyon TL ise eşin konutun tamamını alması 1 milyon TL’lik fark doğurur. Eş hem 3 milyon TL’lik evi hiçbir denkleştirme yapmadan alıp hem diğer mallardan ayrıca dörtte bir pay isteyemez. Gerçek dosyada değerleme, mahsup, başka alacaklar ve ödeme koşulları birlikte belirlenir; bu örnek dava sonucuna ilişkin bir öngörü değildir.

Mülkiyet, intifa ve oturma hakkı nasıl ayrılır?

Mülkiyet tanınması, konutun sahipliğiyle ilgilidir. Ancak mülkiyet üzerinde ipotek, irtifak veya başka sınırlamalar bulunabilir. Bu yüzden “konut eşe verildi” denildiğinde yalnız mahkeme kararının sonuç kısmına değil, taşınmazın sicilindeki mevcut yüklere de bakılmalıdır. Özgüleme, üçüncü kişilerin geçerli haklarını kendiliğinden silen bir işlem değildir.

İntifa hakkı, mülkiyet başka kişide kalsa da hakkın kapsamı içinde kullanma ve yararlanma imkânı sağlar. Gelir elde etme ve fiilî kullanım bakımından oturma hakkından daha geniş sonuçlar doğurabilir. Hakkın hangi taşınmaz veya bölüm üzerinde kurulduğu, kapsamı ve yükümlülükleri önemlidir. Diğer mirasçıların malik olması, geçerli intifa hakkını yok sayabilecekleri anlamına gelmez.

Oturma hakkı ise bir binayı veya bölümünü konut olarak kullanmaya yönelik kişisel bir haktır. TMK 823 uyarınca devredilemez ve mirasçılara geçmez. Konutta yaşama yetkisini, evi dilediği kişiye kiralayarak bütün gelirini alma veya satma yetkisiyle aynı saymak hatalıdır. Kurulan hakkın kapsamı tapu ve karar belgelerinden belirlenmelidir.

Haklı sebepler bulunduğunda mülkiyet yerine kullanım sağlayan bir hak, ya da uygulanacak maddeye göre bunun tersi değerlendirilebilir. Sağ kalan eşin barınma ihtiyacı, tarafların durumu ve diğer mirasçıların menfaatleri somut delillerle ele alınır. Sadece “çocukların da paraya ihtiyacı var” veya “eş çok uzun süredir oturuyor” denilerek tek başına kesin sonuç çıkarılamaz.

Hangi konut aile konutu sayılabilir?

Aile konutu, eşlerin ortak yaşamlarının merkezini oluşturan yerdir. Birlikte yaşadıkları asıl konut ile yatırım amacıyla tutulan boş daire aynı değildir. Evin tapuda mesken olarak yazması, tek başına eşlerin ortak yaşam merkezi olduğunu ispatlamaz. Tersine, aile konutu şerhinin bulunmaması da fiilî yaşamın hiç araştırılmayacağı anlamına gelmez.

Yerleşim yeri kayıtları, elektrik ve su abonelikleri, komşuların bilgisi, posta ve banka adresleri, evdeki ortak yaşam eşyaları gibi deliller birlikte değerlendirilebilir. Hastanede yatış, bakım ihtiyacı veya geçici başka yerde bulunma gibi durumlar varsa nedenleri açıklanmalıdır. Tek bir adres belgesinden veya ölümden hemen önceki kısa bir konaklamadan hareketle bütün dosya hakkında karar verilmemelidir.

Mirasbırakanın meslek veya sanatını icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı faaliyeti sürdürmesi için gerekli bölümlere ilişkin kanuni istisna da unutulmamalıdır. Konut ile atölyenin aynı yapıda bulunduğu bir durumda her bölüm için aynı sonuç doğmayabilir. Tarımsal taşınmazlar yönünden özel miras hükümleri ayrıca dikkate alınır.

Diğer mirasçılar hangi haklarını kullanabilir?

Sağ kalan eşin konutta yaşaması diğer mirasçıların mirasçılığını ortadan kaldırmaz. Diğer mirasçılar terekenin tespitini, paylarının doğru belirlenmesini, yönetim ve kullanımın düzenlenmesini, koşulları varsa paylaşmayı isteyebilir. Fakat bu haklar, eşin özgüleme talebi veya mevcut ayni hakkı görülmeden uygulanacak sınırsız bir tahliye yetkisi değildir.

  • Tapu ve mirasçılık belgelerini karşılaştırarak taşınmazın terekeye hangi kapsamda girdiğini belirleyebilirler.
  • Konut ve diğer tereke mallarına ilişkin hesapların, borçların ve mal rejimi alacaklarının açıklığa kavuşturulmasını isteyebilirler.
  • Geçici kullanım konusunda anlaşma yapabilir; gider ve gelirlerin belgelendirilmesini sağlayabilirler.
  • Özgüleme talebine karşı aile konutu niteliği, değerleme, miras payı, bedel farkı ve uygulanacak hak bakımından itirazlarını sunabilirler.
  • Anlaşma sağlanamazsa hukuki koşullarına uygun paylaşma, ortaklığın giderilmesi veya başka koruma yollarını değerlendirebilirler.

Özgüleme bütün mirasçıların paylaşma hesabını etkileyebileceğinden tarafların eksiksiz belirlenmesi önemlidir. Sadece evde oturan eş ile bir çocuğun konuşması, diğer mirasçıların da bağlı olacağı bir paylaşma oluşturmaz. Küçük veya kısıtlı mirasçı bulunması hâlinde temsil ve menfaat çatışması meseleleri de ayrıca çözümlenmelidir.

Evde oturan eşten hemen kira veya ecrimisil istenir mi?

Eşin ölümünden sonra konutta kalınması, her ay kendiliğinden kira borcu doğurmaz. Kira sözleşmesinden doğan bedel ile haksız kullanım tazminatı olan ecrimisil farklıdır. Kullanımın hukuki dayanağı, mirasçılar arasındaki anlaşma veya izin, yararlanmadan dışlanma, bildirimler ve ilgili dönem ayrı ayrı değerlendirilir. Bir mirasçının pay sahibi olması da her durumda ödeme isteğinin kabulüne yeterli değildir.

Diğer taraftan sağ kalan eşin özgüleme davası açması, önceki ve sonraki bütün dönemler için kullanım bedeli tartışmasını otomatik olarak sona erdirmez. Resmî UYAP sistemindeki özgüleme ve ecrimisil kararı, özgüleme talebi ile ecrimisil koşullarının ayrı ele alınmasının önemini gösterir. Bu konuda genel kullanım uyuşmazlıklarını inceleyen miras kalan evde oturan mirasçıdan kira istenmesi yazısı da okunabilir; eşe özgü aile konutu koruması ayrıca incelenmelidir.

Paylaşma davası açılırsa konut mutlaka satılır mı?

Paylaşma istemek ile evin hemen açık artırmayla satılması aynı şey değildir. Aynen paylaşma imkânı, tarafların anlaşması, konutun eşe özgülenmesi talebi ve terekenin diğer malları birlikte değerlendirilir. Bölünemeyen bir apartman dairesinde her mirasçıya ayrı oda verilmesi hukuken ve fiilen uygulanabilir bir paylaşma oluşturmayabilir. Başka mallarla denkleştirme veya bedel karşılığı özgüleme ihtimali bu nedenle önemlidir.

Sağ kalan eş de yalnız “aile konutudur” diyerek her paylaşma talebini süresiz biçimde durduramaz. Talebin hangi maddeye dayandığı, istenen hakkın koşulları ve varsa fark bedeli somutlaştırılmalıdır. Devam eden özgüleme veya mal rejimi davasının paylaşma dosyasını nasıl etkileyeceği usul bakımından değerlendirilir. Bir dosyanın açıldığı bilgisi tek başına bütün diğer işlemleri durdurmaz.

Tek mirasçının bütün evi kendi kararıyla satma yetkisi de ayrı bir konudur. Bu ayrım için bir mirasçının miras malını tek başına satıp satamayacağı hakkındaki rehber incelenebilir. Miras payının devri, tapuda kayıtlı payın satışı ve bütün evin satışı aynı işlem değildir.

Hangi mahkemeye başvurulur?

Görevli mahkeme, evde kimin oturduğundan çok istenen hukuki sonuca göre belirlenir. TMK 240’a dayalı mal rejiminin tasfiyesi ve konut üzerinde hak kurulması talebi aile mahkemesinin görev alanındadır. Ayrı aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili görevlendirme dikkate alınır. TMK 652’ye dayalı miras hakkına mahsuben özgüleme ise paylaşma niteliği nedeniyle sulh hukuk mahkemesinde değerlendirilir.

Ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma davalarında da sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Ancak elatmanın önlenmesi, ayni hakka ilişkin farklı talepler veya ecrimisil bakımından aynı mahkemenin her durumda görevli olduğu söylenemez. Taleplerin birlikte ileri sürülmesi, dosyaların ayrılması veya birbirinin sonucunun beklenmesi gerekip gerekmediği dava dilekçesi hazırlanırken incelenmelidir.

Yetki de görevden ayrıdır: Hangi şehir veya ilçedeki mahkemenin yetkili olduğu sorusudur. Miras paylaşımında ölen kişinin son yerleşim yeri, taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda ise taşınmazın bulunduğu yer gibi kesin yetki kuralları gündeme gelebilir. Mal rejimi için ayrıca TMK 214 incelenir. Her talebi evin bulunduğu yerde açmak veya bütün talepleri mirasbırakanın son adresine bağlamak doğru değildir.

Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. TMK 652 talebi paylaşma niteliğinde olduğundan dava öncesi arabuluculuk incelemesi yapılmalıdır. Talebin mal rejimi, miras paylaşımı, kira veya başka bir hukuki ilişkiye dayanması bu incelemeyi etkiler. Arabuluculuğu her dava türüne otomatik uygulamak da hiçbir talepte gerekmediğini varsaymak da risklidir.

Başvuru öncesinde hazırlanacak belgeler

Aşağıdaki liste bütün belgelerin her dosyada zorunlu olduğu anlamına gelmez. Amaç, talebin doğru hukuki temele oturmasını sağlayacak bilgileri toplamaktır. Özellikle edinme tarihi ve ödeme belgeleri olmadan mal rejimi alacağı ile miras payını sağlıklı ayırmak güçleşir.

  • Ölüm ve aile bağlarını gösteren nüfus kayıtları, evlenme bilgileri ve mirasçılık belgesi.
  • Taşınmazın güncel ve geçmiş tapu kayıtları, edinme işlemine ilişkin resmî senet ve üzerindeki haklar.
  • Varsa mal rejimi sözleşmesi, vasiyetname, miras sözleşmesi veya paylaşma sözleşmesi.
  • Konutun ortak yaşam merkezi olduğunu destekleyen adres, abonelik ve diğer kullanım belgeleri.
  • Ev için yapılan ödemeler, kredi kayıtları, bağış veya miras yoluyla edinmeye ilişkin belgeler.
  • Diğer tereke malları, banka hesapları, alacaklar ve borçlara ilişkin ulaşılabilir kayıtlar.
  • Kullanım izni, gider paylaşımı, anahtar teslimi veya uyuşmazlık hakkında mevcut yazışma ve bildirimler.
  • Açılmış davaların dilekçeleri, ara kararları ve daha önce düzenlenmiş arabuluculuk belgeleri.

Belgeler olay sırasına göre düzenlenmelidir. Ölüm tarihi, taşınmazın edinilmesi, ortak yaşamın başladığı dönem, kullanımın tartışmalı hâle geldiği tarih ve yapılan başvurular ayrı bir çizelgede gösterilebilir. Böylece taşınmazın mülkiyetiyle ilgili uyuşmazlık ile yalnız belirli bir dönemin kullanımından doğan talep birbirine karışmaz.

Geçici kullanım anlaşmasında neler yazılmalı?

Dava açılmadan önce bütün hak sahipleri arasında geçici kullanım düzeni kurulması mümkün olabilir. Ancak “Annem istediği kadar otursun” gibi belirsiz sözler ileride farklı yorumlanabilir. Kullanımın süresi veya gözden geçirilme koşulu, hangi alanı kapsadığı, giderlerin kime ait olduğu ve geçmiş dönemlere ilişkin bir hesap bulunup bulunmadığı açıklaştırılmalıdır.

Örneğin aidat, olağan bakım, zorunlu büyük onarım ve emlak vergisi tek başlık altında bırakılmamalıdır. Evde kalan kişinin bu giderlerden bazılarını ödemesi tapu mülkiyetini artırmaz. Aynı şekilde diğer mirasçıların sessiz kalması, her olayda bütün alacaklarından veya gelecekteki paylaşma haklarından vazgeçtiklerini göstermez. Belgenin hukuki niteliği ve kanuni şekil şartları korunmalıdır.

Bir kullanım anlaşmasıyla tapuda intifa veya oturma hakkı kurulmak isteniyorsa gerekli resmî işlemler ayrıca yapılmalıdır. Basit bir aile tutanağı, her durumda tapuya kayıtlı ayni hakkın yerini tutmaz. Küçük mirasçıların bulunduğu, mirasçıların bir kısmının katılmadığı veya imza yetkisinin belirsiz olduğu belgelerde ayrıca dikkat gerekir.

Varsayımsal örnek: Tapunun yarısı zaten eşe aitse

Bu örnekte konutun yarısının ölümden önce sağ kalan eş adına kayıtlı olduğu varsayılmıştır. Diğer yarı ölen eşe ait olsun. Önce sağ kalan eşin önceden mevcut yarı mülkiyeti ayrılır; bu yarı sırf ölüm nedeniyle çocuklara paylaşılmaz. Miras hesabı, ölen eşin yarı hakkı ve diğer tereke değerleri üzerinden yürütülür. Mal rejimi alacağı bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılır.

Sağ kalan eş ile çocukların aynı konutta hak sahibi olması, tapuda hangi ortaklık biçiminin doğduğunun incelenmesini gerektirir. Eşin mevcut yarısı, miras payı ve ileri sürülebilecek özgüleme talebi üç ayrı kalemdir. Hiçbirini diğerine ekleyip “evin tamamı zaten eşindir” denilemez. Çocukların da yalnız kendi miras oranlarına dayanarak eşin önceden sahip olduğu hakkı yok sayması mümkün değildir.

Sık sorulan sorular

1. Sağ kalan eş aile konutunu otomatik olarak alır mı?

Hayır. Konutta yaşamaya devam etmek tam mülkiyet kazandırmaz. Eşin mevcut tapu hakkı, miras payı, mal rejimi alacağı ve varsa özgüleme talebi ayrı belirlenir. TMK 652 kapsamında konutun verilmesi miras hakkına mahsup edilir; konut değeri ve diğer mirasçıların hakları hesaba katılır.

2. Diğer mirasçılar eşi evden hemen çıkarabilir mi?

Yalnız mirasçı olduklarını söyleyerek kilidi değiştirmeleri veya eşyaları çıkarmaları doğru bir hukuki yol değildir. Kullanımın dayanağı, ortaklık türü, ayni haklar ve aile konutunun özgülenmesi ihtimali incelenir. Gerekiyorsa uygun dava ve koruma talepleri değerlendirilir; sonuç kendiliğinden oluşmaz.

3. Eşin miras payı evin değerinden düşükse özgüleme mümkün olmaz mı?

Değer farkı talebi tek başına imkânsız kılmaz; farkın nasıl karşılanacağı incelenir. Özgüleme karşılıksız bir ek kazandırma değildir. Diğer mallar, borçlar ve alacaklar da hesaplanır. Uygun koşullarda mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı seçeneği ayrıca değerlendirilebilir.

4. Tapuda aile konutu şerhi yoksa talep yapılamaz mı?

Şerhin bulunmaması tek başına bütün talep imkânlarını ortadan kaldırmaz. Eşlerin fiilî ortak yaşam merkezi araştırılır. Buna karşılık şerhin bulunması da evin tamamını sağ kalan eşe otomatik olarak kazandırmaz. Özgüleme için ilgili maddenin koşulları ayrıca ele alınır.

5. Eşin konutta oturması diğer mirasçılara her ay kira borcu doğurur mu?

Hayır. Bir kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve ecrimisil koşullarının oluşup oluşmadığı ayrı sorulardır. İzin, kullanım biçimi, yararlanmadan dışlama, bildirimler, mevcut ayni haklar ve dönemler incelenir. Özgüleme davası açılması da tek başına bütün kullanım bedeli taleplerini ortadan kaldırmaz.

6. TMK 240 ve TMK 652 talepleri aynı mahkemede mi görülür?

Kural olarak hayır. Mal rejimi tasfiyesine dayanan TMK 240 talebi aile mahkemesinin; miras paylaşımına dayanan TMK 652 talebi sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Yetkili yer, taraflar, bağlantılı davalar ve arabuluculuk gerekliliği talebin kapsamına göre ayrıca belirlenmelidir.

Hukuki kaynaklar

Kaynak kontrol tarihi: 17 Ekim 2026. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme içerir. Tapu, mal rejimi, mirasçılık ve kullanım belgeleri birlikte değerlendirilmeden kişiye özel hak hesabı veya dava sonucu belirlenemez.



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir