Kaynak kontrol tarihi:
Mirasın borçları bilinmiyorsa, mirası reddetme hakkı bulunan mirasçı, Türk Medenî Kanunu madde 619 uyarınca bir aylık başvuru süresini değerlendirerek sulh hukuk mahkemesinden resmî defter tutulmasını isteyebilir. Bu yol, terekenin mal ve borçlarını araştırıp kabul veya ret kararını bilgiye dayandırmaya yarar. Ancak resmî deftere göre kabul, kayıtlı borçlar için yalnız miras mallarıyla sorumluluk anlamına gelmez; mirasçının kendi malvarlığı da sorumludur. Defterde bulunmayan bütün borçların ortadan kalkacağı da söylenemez. Başlangıç tarihi, ret hakkının korunup korunmadığı ve borcun niteliği birlikte incelenmelidir.
Bir yakının ölümünden sonra ev, banka hesabı veya araç kolayca görülebilirken kredi, kefalet, ticari borç ve devam eden uyuşmazlıklar aynı açıklıkta ortaya çıkmayabilir. Ailenin elindeki belgeler eksik olduğunda “borcu yoktu” düşüncesi tek başına güvenli bir kabul kararı sağlamaz. Diğer taraftan sırf bilinmeyen borç ihtimali nedeniyle bütün mirastan vazgeçmek de her olayda tek seçenek değildir. Resmî defter kurumu, bu belirsizlik içinde kullanılabilecek araçlardan biridir.
Bu yazı, genel reddi miras anlatımından farklı olarak, borçları henüz belirlenemeyen bir tereke için karar verilmeden önce hangi soruların sorulacağını açıklamaktadır. Bir başvurunun adı, mahkeme dosyasının amacı ve daha sonra verilen kabul beyanı birbirinden ayrılmalıdır. Somut ölüm ve öğrenme tarihleri bilinmeden kişiye özel son başvuru günü hesaplanamaz.
Resmî defterin amacı ve kapsamı nedir?
TMK madde 620 kapsamında sulh mahkemesi, terekenin aktif ve pasiflerini takdir edilen değerleriyle deftere geçirir. Aktif, mirasbırakana ait malları ve alacakları; pasif ise borçları ifade eder. Bu nedenle işlem yalnızca taşınmaz listesi çıkarılmasından ibaret değildir. Banka alacağı, ticari alacak, araç ve diğer malvarlığı unsurları kadar bunların üzerindeki yüklerin ve mevcut borçların da anlaşılması gerekir.
Defterin hazırlanması mirasçıya önündeki tabloyu inceleme imkânı verir. Taşınmazın tahmini değeri yüksek olsa bile ipotek, satış güçlüğü veya tahsil edilemeyen alacaklar kararın ekonomik yönünü değiştirebilir. Defterde gösterilen değerleri doğrudan elde edilecek nakit gibi okumamak gerekir. Mirasçı açısından önemli olan yalnız toplam varlık tutarı değil, borçların hangi kaynakla ödenebileceği ve kişisel malvarlığına yönelme riskidir.
Başvuru, mirasbırakanın borçlarını gizlemek veya borçların bulunmasını alacaklıların inisiyatifine bırakmak için kullanılmaz. Mirasçı bildiği borçları mahkemeye açıklamak zorundadır. Resmî kayıt ve belgelerden görülen borçların ayrıca araştırılması da sistemin bir parçasıdır. Bir borcun deftere yazılmasıyla o borca ilişkin bütün itirazların kesin olarak çözüldüğü varsayılmamalıdır; tartışmalı kayıtlar ve devam eden uyuşmazlıklar inceleme aşamasında ayrıca ele alınmalıdır.
Kim başvurabilir ve bir aylık süre nasıl değerlendirilir?
TMK madde 619, başvuru hakkını mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçıya tanır. Kanun, mirasın reddine ilişkin usule uyularak bir ay içinde sulh hâkiminden talepte bulunulmasını öngörür. Mirasçılardan birinin istemi diğer mirasçılar hakkında da etkilidir. Bununla birlikte aynı ailede bulunmak, bütün mirasçıların ret hakkının ve sonraki tercihlerinin her açıdan aynı durumda olduğunu göstermez.
Başvuru için genel reddi miras süresinin üç ay olduğunu düşünerek beklemek ciddi bir yanılgıdır. Resmî defter talebine ilişkin bir aylık süre ile TMK madde 606’daki genel ret süresi farklıdır. Başlangıç değerlendirmesinde ret hükümlerindeki öğrenme ve bildirim esasları dikkate alınır: yasal mirasçılar açısından ölümün öğrenilmesi, mirasçılık sıfatının daha sonra öğrenildiği ispatlanabilen durumlar ve vasiyetnameyle atanmış mirasçı bakımından resmî bildirim birbirinden ayrılır. Her olay için otomatik olarak yalnız ölüm günü esas alınmamalıdır.
Koruma önlemi olarak terekenin yazımı, mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkının geçmesi ve ret sonucunda yeni kişilerin mirasçı olması gibi durumlar ayrıca incelenir. TMK madde 607 ve 608’in düzenlediği özel başlangıçlar, sıradan bir aile araştırmasıyla aynı değildir. “Banka cevap vermedi” veya “henüz veraset ilamı alınmadı” gerekçesiyle sürenin kendiliğinden durduğu kabul edilmemelidir. Ret süresinin uzatılmasına ilişkin madde 615 de resmî defter başvurusu için otomatik ek süre garantisi olarak okunamaz.
Önce ölüm tarihi, ölümün öğrenildiği tarih, varsa mirasçılık sıfatının öğrenilmesi ve vasiyetnamenin resmen bildirilmesi belgelenmelidir. Daha önce yapılan tereke işlemlerinin ret hakkına etkisi de araştırılır. TMK madde 610, olağan yönetimin veya gerekli işlerin dışına çıkan tereke işlemleri, malların gizlenmesi ya da kişinin kendisine mal etmesi bakımından önemlidir. Bir işlemin koruma amacı taşıyıp taşımadığı, yalnız mirasçının ona verdiği adla belirlenmez.
Resmî defter, reddi miras ve tereke tespiti aynı işlem midir?
Bu kavramlar birbirine yakın görünse de farklı ihtiyaca cevap verir. Dilekçede yalnız “terekenin tespitini istiyorum” denilmesi, TMK madde 619 ve devamındaki özel sürecin bütün sonuçlarını kendiliğinden sağlamaz. Talebin hukuki amacı, dayanağı ve mahkemenin yürüttüğü işlem anlaşılmalıdır.
| İşlem | Temel amaç | Borç ve kabul bakımından anlamı | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|---|
| TMK 619 ve devamında resmî defter | Aktif ve pasifleri belirleyip mirasçının tercihini bilgiye dayandırmak. | Defterden sonra ret, resmî tasfiye, deftere göre kabul veya kayıtsız şartsız kabul seçenekleri değerlendirilir. | Bir aylık başvuru süresi ve ret hakkı incelenir; deftere göre kabul edilen kayıtlı borçlar kişisel malvarlığını da ilgilendirir. |
| Gerçek reddi miras | Mirasın kabul edilmediğini usulüne uygun açıklamak. | Mirasın aktifini seçip yalnız borçlarını reddetmek şeklinde kullanılamaz. | Genel üç aylık ret süresinin başlangıcı ve ret hakkının düşüp düşmediği incelenir; ret kayıtsız ve şartsız olmalıdır. |
| Tereke tespiti ve koruma amacıyla yazım | Malların belirlenmesi, korunması ve hak sahiplerine geçişinin güvenceye alınması. | Tek başına resmî deftere göre kabulün borç rejimini oluşturmaz. | TMK 589–590 kapsamındaki işlemle TMK 619 talebi ayrılmalıdır; koruma yazımının ret süresine etkisi madde 607 kapsamında değerlendirilir. |
| Resmî tasfiye | Terekenin mahkeme denetiminde tasfiyesi. | TMK 632’ye göre resmî tasfiyede mirasçılar tereke borçlarından sorumlu olmaz. | Birlikte mirasçılardan birinin mirası kabul etmesi, mirasçının tasfiye isteminin dikkate alınmasını etkiler. |
Hükmen ret de ayrıca ele alınmalıdır. TMK madde 605’teki ölüm tarihinde ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması şartı, borç tutarının aile tarafından bilinmemesiyle eş anlamlı değildir. “Borçları öğrenemedik” olgusu tek başına hükmen ret sonucunu kurmaz. Genel ret anlatımı için reddi mirasın nasıl yapıldığına ilişkin rehber incelenebilir.
Resmî defter nasıl hazırlanır?
Mahkemeye verilecek bilgiler, bilinen bütün varlık ve borç kaynaklarını içermelidir. Mirasbırakanın banka ilişkileri, taşınmazları, araçları, şirket bağlantıları ve bilinen sözleşmeleri ayrı başlıklarla açıklanabilir. Mahkemenin araştırmasına yardımcı olacak banka adı, taşınmaz bilgisi, icra dosyası veya sözleşme tarihi gibi somut veriler faydalıdır. Belgesi bulunmayan bir ihtimal ise kesin borç gibi sunulmadan, araştırılması gereken husus olarak belirtilmelidir.
TMK madde 620 uyarınca mirasbırakanın mali durumunu bilen herkes, mahkemenin istediği bilgileri vermekle yükümlüdür. Haklı sebep olmadan bilgi vermeyen veya yanlış ya da eksik bilgi veren kişiler için doğan zarara ilişkin tazmin sorumluluğu öngörülmüştür. Aile içindeki anlaşmazlık, bilinen bir borcu saklama hakkı sağlamaz. Mirasçının kendi bildiği borçları açıklaması özellikle düzenlenmiştir.
Madde 621’e göre alacaklı ve borçlular, bir ay arayla iki ilanla bildirimde bulunmaya çağrılır. Kefalet ilişkilerinden doğan alacak ve borçlar da çağrı kapsamındadır. Bildirim süresi, ikinci ilandan itibaren en az bir aydır. İlanlarda bildirimin yapılmamasının sonuçlarına dikkat çekilir. Bu aşama, başvuran mirasçının ilk bir aylık talep süresinden farklı bir aşamadır.
Madde 622, resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden anlaşılan alacak ve borçların doğrudan deftere geçirilmesini öngörür. Dolayısıyla “alacaklı ilana cevap vermedi, o hâlde kayıt kesinlikle yoktur” yaklaşımı doğru değildir. İlan süresi dolunca defter tutma sona erer; madde 623 kapsamında ilgililere en az bir aylık inceleme süresi tanınır. Defter giderleri öncelikle terekeden karşılanır, karşılanamazsa talepte bulunan mirasçılardan alınır. Dosya büyüklüğü bilinmeden sabit toplam maliyet veya bitiş tarihi verilemez.
Defter tutulurken mallar kullanılabilir mi, icra takibi yapılabilir mi?
TMK madde 624, süreç boyunca yalnız zorunlu yönetim işlerine izin verir. Bunun pratik anlamı, miras mallarını serbestçe paylaşma, satma veya kişinin kendi harcamasına ayırma yetkisinin varsayılamamasıdır. Değer kaybını önlemek için gerekli işlem ile mirası malik gibi tasarruf ederek kullanmak ayrılmalıdır. İşletmenin devamı, bozulabilecek mal veya acil onarım ihtiyacı varsa işlemin kapsamı mahkeme dosyasında değerlendirilmelidir.
Mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi mahkemece bir mirasçıya bırakılmışsa diğer mirasçıların güvence istemesi mümkündür. Kimin hangi hesabı kullandığı, yapılan zorunlu giderin ne olduğu ve elde edilen gelirin nerede tutulduğu belgelenmelidir. Sürecin doğru yürütülmesi için aile içinde sözlü onay verilmiş olması her işlemin hukuki sonucunu çözmez.
TMK madde 625’e göre resmî defter tutulması devam ederken mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz ve zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında davalara devam edilmesi ve yeni dava açılması da sınırlanmıştır. Bu düzenleme bütün kişisel borçların veya her tür uyuşmazlığın durması demek değildir. Mirasçının kendi borcu ile mirasbırakanın borcu farklıdır; mahkemeye başvuru yapılmasıyla bütün tebligatların sonuçsuz kaldığı varsayılmamalıdır.
Bir ödeme emri veya dava evrakı geldiğinde dosyanın hangi borcu içerdiği ve resmî defter sürecinin hangi aşamada olduğu hemen kontrol edilmelidir. İlgili mahkeme kararı ile dosya bilgileri takip makamına sunulurken, gerekli usul işlemleri ayrıca değerlendirilir. Mirasçının kişisel alacaklısının miras hakkına yönelmesi hakkında mirasçının borcu nedeniyle miras kalan eve haciz yazısı farklı bir sorunu açıklamaktadır.
Defter tamamlandığında mirasçı hangi kararı verir?
TMK madde 626’ya göre inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektiriyorsa yeni değerleme veya uyuşmazlıkların çözümü gibi sebeplerle ek süre verilebilir. Bu ihtimal, mirasçının kendiliğinden daha uzun bekleyebileceği anlamına gelmez. Çağrı ve dosyada belirlenen süre görülmeden kararın son günü hesaplanmamalıdır.
Madde 627, dört tercih öngörür: mirası reddetmek, resmî tasfiye istemek, deftere göre kabul etmek veya kayıtsız şartsız kabul etmek. Her mirasçı kendi beyanını verir. İlk talebin diğer mirasçılar için de etkili olması, onların son tercihini başvuran kişinin otomatik olarak belirlemesi demek değildir. Resmî tasfiye seçeneğinde diğer mirasçıların kabul beyanları ve madde 632’deki koşullar ayrıca önem taşır.
Tanınan sürede hiçbir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası deftere göre kabul etmiş sayılır. Sessiz kalmak ret sayılmaz. Bu nedenle defter tutma başvurusunu yaptıktan sonra dosyayı izlememek kişisel malvarlığına kadar uzanabilecek bir sonuca yol açabilir. Karar aşamasında kayıtların doğruluğu, borçların belgeleri, güvence hakları ve varlıkların gerçek kullanım veya satış imkânı incelenmelidir.
Deftere göre kabul ile kayıtsız şartsız kabul arasındaki ayrım, sonradan ortaya çıkan borçlar bakımından özellikle önemlidir. Mirasçı “defter tutuldu” diyerek hangi kabul biçimini seçtiğini önemsiz saymamalıdır. Beyanın metni, mahkeme tutanağı ve sonraki işlemler birlikte korunmalıdır. Ret sonrasında borç talebiyle karşılaşanlar için reddi miras yapıldığı hâlde borç gelmesi hakkındaki yazı ayrı inceleme konularını göstermektedir.
Deftere göre kabul edilen mirasta borçlardan sorumluluk nasıldır?
Deftere yazılmış borçlar kişisel malvarlığını da etkiler
TMK madde 628’in en önemli sonucu, kayıtlı borçlardan hem tereke mallarıyla hem mirasçının kendi malvarlığıyla sorumlu olunmasıdır. Resmî defter, sıradan mirasçı için “en fazla aldığım miras kadar öderim” sistemi değildir. Borçların defterde görünür hâle gelmesi kararın daha bilinçli verilmesini sağlar; kayıtlı borcun ekonomik yükünü kendiliğinden tereke değeriyle sınırlamaz.
Madde 631’de mirasın Devlete geçmesine ilişkin ayrı düzenleme vardır. Devletin kayıtlı borçlardan miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumluluğu, diğer mirasçıların durumuna taşınamaz. Aile üyelerinin resmî deftere göre kabulündeki sorumluluk değerlendirilirken madde 628 esas alınır. Devlete ilişkin istisna, internette karşılaşılan genel ifadelerle karıştırılmamalıdır.
Deftere yazılmayan borçlar için istisnalar bulunur
TMK madde 629, alacağını süresinde yazdırmayan alacaklıya karşı mirasçının kişisel ve mirastan geçen malları bakımından sorumluluğun bulunmamasını düzenler. Ancak aynı madde iki önemli istisna getirir. Alacaklının kusuru olmadan kayıt yaptıramaması veya bildirdiği alacağın deftere yazılmaması hâlinde mirasçı, zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır. Tereke mallarıyla güvence altındaki alacaklar da defterde yer almasa bile güvenceden alınabilir.
Bu nedenle sonradan bir borç ortaya çıktığında yalnız defterdeki satırlara bakmak yeterli değildir. Alacaklı çağrıyı ve süresini değerlendirmiş mi, bildirim sunmuş mu, kaydın yapılmaması hangi sebepten kaynaklanmış ve ipotek ya da rehin gibi güvence var mı soruları yanıtlanmalıdır. Mirasçının borcu önceden bilip bilmemesi tek başına madde 629’daki bütün şartların yerine geçmez. Kamu alacağı gibi özel kanunla düzenlenen borçlarda ilgili özel hükümler ayrıca incelenmelidir.
Kefalet borçları ayrı değerlendirilir
TMK madde 630, mirasbırakanın kefaletten doğan borçlarının defterde ayrı yere yazılmasını öngörür. Mirasçılar kayıtsız şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflas hükümleriyle tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklılarına düşecek miktarla sorumlu tutulurlar. Bu, her banka veya ticari borcun kefalet borcu olduğu anlamına gelmez. Asıl borçluluk, kefillik, başka teminat ilişkileri ve sözleşmenin geçerliliği belgelere göre ayrılmalıdır.
Başvuru ve inceleme için belge kontrol listesi
Aşağıdaki liste, her dosyada bütün belgelerin zorunlu olarak başvuranın elinde bulunacağı anlamına gelmez. Amaç mevcut bilgiyi düzenlemek ve mahkemeden araştırılması istenecek eksikleri görünür kılmaktır. Belge toplanması başvuru süresini kendiliğinden uzatmaz; eksik kayıtlar nedeniyle süre değerlendirmesi ertelenmemelidir.
- Ölüm kaydı, nüfus bilgileri ve mirasbırakanın son yerleşim yerini gösteren kayıtlar.
- Mevcut mirasçılık belgesi; atanmış mirasçılık varsa vasiyetname ve resmî bildirim belgeleri.
- Ölümün veya mirasçılık sıfatının öğrenildiği tarihi açıklayan belgeler ve önceki mahkeme tebligatları.
- Banka hesapları, kredi belgeleri, hesap ekstreleri ve ödeme planları hakkında mevcut bilgiler.
- Tapu kayıtları, ipotek ve diğer yük bilgileri, araç kayıtları ve bilinen malvarlığı listesi.
- Senet, kefalet sözleşmesi, rehin belgesi, ticari sözleşme ve şirket bağlantılarına ilişkin evrak.
- İcra takipleri, devam eden davalar, ödeme emirleri ve bunlara ait tebliğ belgeleri.
- Mirasbırakanın alacaklarını ve borçlarını gösterebilecek yazışmalar, makbuzlar ve muhasebe kayıtları.
- Diğer mirasçıların önceki kabul, ret veya tasfiye beyanları; yapılan satış ve para çekme işlemlerinin belgeleri.
- Araştırılması istenen kurumlar ile mevcut belgelerde görülen çelişkileri açıklayan kısa bir çalışma listesi.
Belgeler düzenlenirken tarih, borcun tarafları, anapara, faiz ve güvence bilgisi farklı sütunlarda tutulabilir. Aynı borcun hem kredi belgesinde hem icra dosyasında görülmesi iki ayrı borç gibi toplanmamalıdır. Bir taşınmazın değeri ile o taşınmazın üzerindeki ipoteğin güvence verdiği borç da ayrı incelenmelidir. Bu çalışma, defter yerine geçmez; dosyanın daha doğru araştırılmasına yardımcı olur.
Belirsiz borçlarla karşılaşan mirasçı için örnek değerlendirme
Varsayımsal bir olayda mirasbırakanın bir evi ve banka hesabı bulunduğu, ayrıca ticari faaliyet nedeniyle borçlanmış olabileceği bilinsin. Mirasçı henüz kredi ve kefalet belgelerini görmemiş olsun. İlk yapılacak iş, evin değerine bakıp mirası kabul etmek yerine öğrenme tarihini ve ret hakkını kontrol etmek, resmî defter talebinin süresinde kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Bu örnek belirli bir dava sonucu veya kişiye özel öneri değildir.
Defter hazırlığında banka borcu kayıt altına alınır, başka bir alacaklının ipotekle güvenceye sahip olduğu anlaşılır ve üçüncü kişi kefalet iddiasında bulunursa üç ilişki aynı kuralla çözülemez. Kayıtlı asıl borç için madde 628, deftere yazılmamış fakat güvenceye bağlanmış alacak için madde 629 ve kefalet için madde 630 ayrı ayrı değerlendirilir. Bir malvarlığı toplamı çıkarılması bu ayrımları ortadan kaldırmaz.
İnceleme sonunda mirasçı, borçların ve varlıkların durumuna göre madde 627’deki seçeneklerden birini değerlendirir. Resmî tasfiye düşünülüyorsa birlikte mirasçıların kabul durumu da araştırılır. Kayıtların doğruluğuna ilişkin uyuşmazlık varsa bunun karar süresine etkisi ve ek süre gereksinimi mahkemede ele alınır. Kararın amacı yalnız bugün bilinen borcu saymak değil, seçilen kabul biçiminin gelecekteki sorumluluğunu anlamaktır.
Uygulamada düzenli bir dosya takibi, başlangıç başvurusundan daha az önemli değildir. İlan, bildirim, inceleme ve beyan aşamaları ayrı tarihlere bağlıdır. İlk dilekçe verildikten sonra yeni bir banka yazısı geldiğinde bunun dosyaya sunulup sunulmadığı; defter tamamlandığında eksik kayıtların incelenip incelenmediği kontrol edilmelidir. Bu takip, başvurunun bilgilendirme amacının gerçekleşmesi için gereklidir.
Sık sorulan sorular
1. Mirasın borçlarını bilmiyorum; otomatik olarak mirası reddetmiş sayılır mıyım?
Hayır. Borçların bilinmemesi tek başına hükmen ret değildir. TMK madde 605’te ölüm tarihinde ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması düzenlenmiştir. Gerçek ret, hükmen ret ve resmî defter seçenekleri olayın tarihleri ve mali kayıtlarıyla değerlendirilmelidir.
2. Bir kardeşin resmî defter istemesi yeterli olur mu?
TMK madde 619’a göre bir mirasçının istemi diğer mirasçılar hakkında da etkilidir. Ancak başvuranın ret hakkı ve süre şartları incelenir. Defter sonundaki kabul veya ret beyanını her mirasçı kendi durumu bakımından verir; ortak başvuru etkisi ortak kabul kararı anlamına gelmez.
3. Deftere göre kabul edersem yalnız aldığım miras kadar mı sorumlu olurum?
Hayır. Madde 628’e göre deftere yazılmış borçlardan tereke malları yanında kişisel malvarlığıyla da sorumluluk vardır. Devlete geçen mirastaki özel kural sıradan mirasçıya uygulanamaz. Kefalet ve deftere yazılmayan borçlar için ayrıca kendi özel hükümleri değerlendirilir.
4. Defterde görünmeyen ipotekli borç için ev satılabilir mi?
Madde 629, tereke mallarıyla güvence altındaki alacaklıların deftere geçirilmemiş haklarını güvenceden alabilmelerini düzenler. Bu nedenle kaydın olmaması ipoteğin etkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Borcun varlığı, ipotek kapsamı ve takip şartları somut belgeler üzerinden ayrıca incelenir.
5. Defter tamamlandıktan sonra cevap vermezsem miras reddedilir mi?
Hayır. Mahkemenin tanıdığı sürede hiçbir beyanda bulunmayan mirasçı, madde 627 gereğince mirası deftere göre kabul etmiş sayılır. İnceleme sonrasındaki beyana çağrı izlenmeli; gerekiyorsa madde 626 kapsamındaki ek süre konusu süresi içinde değerlendirilmelidir.
Resmî kaynaklar ve kapsam
Bu yazıda Türkiye’deki genel miras hükümleri açıklanmıştır. Dayanak, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun özellikle 605–610, 619–632 maddeleri; koruma yazımı ayrımı bakımından 589–590 hükümleridir. Resmî defterin temel düzenlemesi madde 619 ve devamındadır.
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Türk Medenî Kanunu metni — ilgili hükümler doğrudan kontrol edilmiştir.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi: 4721 sayılı Kanunun kabul metni — tarihsel birincil kanun kaydıdır; güncel konsolide metin yerine kullanılmamalıdır.
Kaynak kontrolü: 4 Ekim 2026. Erişilen Bakanlık PDF’sinin bütün maddeler bakımından en son değişiklikleri içerdiği iddia edilmemektedir. Somut dosyada uygulanacak güncel metin, özel borç hükümleri ve kişiye özgü süre başlangıçları ayrıca kontrol edilmelidir. Bu genel açıklama, belgeleri görülmemiş bir olay için kesin kabul veya ret sonucu vermez.

Bir yanıt yazın